Bu dünya…
İyi kalpli insanlar için karanlık bir labirenttir.
Her adımda biraz daha yaralanır, her düşüşte biraz daha susarlar.
Çünkü onlar severken, içlerindeki bütün ışığı verirler.
Ve bilmeden, ellerinde avuçlarında kalan son umudu da hediye ederler birilerine.
Bazı insanlar vardır…
Severken kendinden geçer.
Sana sarılırken korkularını gizler, sana gülerken gözyaşlarını yutar.
Ve sen bir gün gidersin…
O, seni affeder.
Sen bir gün unutursun…
O, seni bekler.
Sen bir gün başka bir elde gülümsersin…
O, kendi ellerini yumruk yapıp, içinde sessizce kanar.
İyi kalpli insanlar aşkı da başka sever.
Onlar için aşk, bir varoluş biçimidir.
Karşılık beklemeden, ölçüp biçmeden,
“Sonsuza kadar” diye değil,
“Sonsuza kadar acıtsa bile” diye severler.
Ve her şey bittiğinde, aşkı suçlamazlar.
Sadece kendilerini biraz daha eksik hissederler.
Bu yüzden bu dünya, en çok onların canını yakar.
Çünkü bu dünya, yürekleriyle yaşayanları değil, aklıyla hesap yapanları alkışlar.
Ve aşk, en çok onların kalbinde, sessiz bir ağıt gibi çalar.
Kimi zaman gecenin bir vaktinde,
yastığın kenarında sessizce ağlayan bir kalptir onlar.