Nur Altay

Nur Altay
@Nuralsssty
O gece tırnaklarımı derime geçirdim. Yalnızca canımın acısını başka bir yere yönlendirmek istedim, çünkü içimde kopan fırtına artık sığmıyordu hiçbir kelimeye, hiçbir çığlığa...
Yazar
Düzce
Akçakoca
4 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı

Nur Altay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·216 syf.·
2025 12. kitabı
Paulo Coelho
7.9/10 · 102,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tezatlık içinde aşk
Bazen bir aşk, başlarken bile sonunu fısıldar. O fısıltı, kelimelerin yüz kızarttığı bir sessizlikte yankılanır durur. Saygısızca yaşanan bir aşk… Kulağa neredeyse tezat gibi geliyor. Çünkü aşk dediğin, incelikle dokunulmuş bir perde gibi değil midir? Oysa bazı aşklar, perdeyi yırtar. Sahnenin ortasında çıplak kalır insan, utancı bile unutulmuş bir arsızlıkta. Ben o sahnede kaldım. Bana öylece baktı. Gözlerinde bir davet vardı, ama içinde hiçbir sorumluluk yoktu. O an anladım; bu, sevilmenin değil, tüketilmenin çağrısıydı. Yine de gittim. Gururla aklım arasındaki köprü yıkılırken, ellerimi uzattım. Belki de kendi yok oluşuma razı geldim. Çünkü bazı duygular, insana yaşamakla tükenmek arasındaki farkı unutturur. O aşkı yaşarken, ne kadar az değer gördüğümü fark etmedim. Çünkü o kadar çok verdim ki, onun vermediğini fark edecek halim kalmamıştı. Yüzüme dokunurken gözlerime bakmazdı, cümleler kurardı ama hiçbiri bana ait değildi. Bir kadını sever gibi değil, yanında tutmak istediği bir gölge gibi davrandı. Ve ben, varlığımı onun ihtiyacına indirgeyen o gölgeyi sevmeye başladım. Şimdi uzaklaştık. Yani artık sessizlik var. Ama ne tuhaftır ki, o hoyrat aşkın ardından bile özlem kalıyor. Saygı görmemiş bir beden, dinlenmemiş bir ruh, sevilmemiş bir kalp… Yine de özlüyor. Neyi, neden özlediğini bile bilmeden. Belki o günleri değil de, kendim olmaya çalıştığım hâli özlüyorum. Belki de birinin ilgisine duyduğum açlığın ne kadar derin olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Saygısızca yaşanan bir aşka özlem… Bu, yalnızca birini değil, kendini affedememektir. Hacere Nur Altay
Aşk
İz bırakmadan yakanlar ve hissettirmeden yananlar…
Bu dünya… İyi kalpli insanlar için karanlık bir labirenttir. Her adımda biraz daha yaralanır, her düşüşte biraz daha susarlar. Çünkü onlar severken, içlerindeki bütün ışığı verirler. Ve bilmeden, ellerinde avuçlarında kalan son umudu da hediye ederler birilerine. Bazı insanlar vardır… Severken kendinden geçer. Sana sarılırken korkularını gizler, sana gülerken gözyaşlarını yutar. Ve sen bir gün gidersin… O, seni affeder. Sen bir gün unutursun… O, seni bekler. Sen bir gün başka bir elde gülümsersin… O, kendi ellerini yumruk yapıp, içinde sessizce kanar. İyi kalpli insanlar aşkı da başka sever. Onlar için aşk, bir varoluş biçimidir. Karşılık beklemeden, ölçüp biçmeden, “Sonsuza kadar” diye değil, “Sonsuza kadar acıtsa bile” diye severler. Ve her şey bittiğinde, aşkı suçlamazlar. Sadece kendilerini biraz daha eksik hissederler. Bu yüzden bu dünya, en çok onların canını yakar. Çünkü bu dünya, yürekleriyle yaşayanları değil, aklıyla hesap yapanları alkışlar. Ve aşk, en çok onların kalbinde, sessiz bir ağıt gibi çalar. Kimi zaman gecenin bir vaktinde, yastığın kenarında sessizce ağlayan bir kalptir onlar.
Aşk
Geç kalınmış boşluklar…
Sevdiğim… Ben sana en saf halimi sundum. Bütün kırıklarımı, korkularımı, umutlarımı alıp avuçlarına bıraktım. Sadece sevmeni değil, hissetmeni istedim. Sana uzanan ellerim, her defasında biraz daha boş döndü. Her yok sayışında içimde bir şeyler eksildi, ama yine de gitmedim. Sevmenin acıya katlanmak olduğunu sandım; yanıldım. Sen beni sürükledin, çırpındım. İçimde büyüyen boşluğu görmedin, duymadın. Sevgimi alışkanlık sandın, varlığımı mecburiyet. Oysa ben, her sabah sana yeniden inanarak uyandım. Her kırgınlığın ardından, seni yeniden seçtim. Ama her seçişimde biraz daha kaybettim kendimi. Şimdi sen, gecenin bir yerinde anlıyorsun belki. Belki adımı fısıldıyorsun sessizce, belki yokluğumla yüzleşiyorsun. Ne fark eder? Ben artık çoktan gitmiş biriyim. İçimdeki sevgi, zamanında harcanmış bir hazineydi. Şimdi sen, ellerin bomboş, gözlerin pişmanlıkla dolu bir kaybın içinde savruluyorsun. Bazı pişmanlıkların geri dönüşü yoktur. Bazı sevgiler sadece bir kere uzanır insana… Ve sen, o bir kereyi sonsuza dek kaybettin. Ben seni çok sevdim. Sen ise beni ancak yokluğumda anlayabildin. Artık çok geç sevgilim… Artık sadece sessiz bir hikâyeyiz birbirimizin içinde. Hacere Nur Altay
İnsan ve Duygular