Nur Altay

Nur Altay
@Nuralsssty
O gece tırnaklarımı derime geçirdim. Yalnızca canımın acısını başka bir yere yönlendirmek istedim, çünkü içimde kopan fırtına artık sığmıyordu hiçbir kelimeye, hiçbir çığlığa...
Yazar
Düzce
Akçakoca
4 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
“Sabah Oluyor, Sen Yoksun”
Uyumadım. Gözlerimi kapatmaya çalıştım ama olmadı. Düşünmekten değil… unutamamaktan. Adını susturmaya çalıştım içimde, yine de yankılandın her boşlukta. Yalnızdım. Bir yanım sana sövüyordu, bir yanım seni hâlâ seviyordu. Kendimle kavga ettim bütün gece. Kazanan olmadı. Zaman geçmiyor sandım. Saatin tik takları, kalbime çakılan çiviler gibiydi. Her saniye, biraz daha eksiliyordum. Adını anmadan, seni düşünmeden bir dakika bile geçmedi. Ben sana yenildim. Cesaretsizdin. Bunu biliyorum. Yüreksizdin. Ama işte… kalp, akıldan hızlı çürür bazen. Bile bile sevdim. Sana ait olmayan anılar uydurdum. Sanki varmışsın gibi, sanki kalmışsın gibi, sanki “gitmem” demişsin gibi… Yalanlara sarıldım. Çünkü gerçek çok soğuktu. Sonra, sabah oldu.
İnsan ve Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Fani bir kırgınlık
Bazen kalbimiz öyle kırılır ki, bir daha birini sevebileceğimize inanmak zor gelir. Geçmişin yüküyle yürürken yeni bir yola sapmak, sanki ihanetmiş gibi hissettirir. Oysa unutmaktan ibaret değildir ileriye bakmak; bazen sadece kabul etmektir, olanı olduğu gibi, gideni gittiği gibi bırakmak. Yeni birine şans vermek, geçmişi silmek değildir. Hafızamızdan birini kazımaya çalışmak, yarayı kanatır yalnızca. Ama o yaranın kabuk bağlamasına izin vermek, belki de en büyük cesarettir. Çünkü unutmak zor gelir; her köşe başında bir hatıra, her şarkıda bir ses yankılanır. Ama zamanla, o sesler fısıltıya dönüşür. Hatırlarsın ama artık acıtmaz. Yeni biri… Tanımadığın bir ses tonu, alışkın olmadığın bir bakış… Başta tedirginlik yaratır, çünkü alışkanlıklarımızdan çok korkularımıza sadığız. Ama yavaş yavaş, o sesle uyanmaya, o bakışta kaybolmaya başlarsın. Ve fark edersin ki, sevmek bazen yeniden başlamak değil, kendini tekrar keşfetmektir. Eskiyi unutmak zor, evet. Ama bazen unutmak için değil, yaşadığını anımsamak için vedalaşırız. Ve yeni birine şans vermek, kendine şans vermektir aslında. Kalbin hâlâ atıyor mu diye sormaktır, yanıtını yeniden sevmekte bulmaktır. Hacere Nur Altay
Aşk
“Eski Kayıtlar”
Belki şimdi ayrıyız… Belki de artık birbirimize uzak iki yabancıyız. Farklı limanlara demirledik, aynı gökyüzüne bakıp başka dualar ediyoruz. Ama eskiden öyle miydi? Birbirimizi kaybetmemek için nasıl da direnir, her tartışmadan sonra daha çok sarılırdık. Ne zaman uzaklaşsak, birimiz hep geri dönerdi, diğerinin adımlarını yarı yolda yakalamak için. Şimdi zaman zaman eski kayıtları açıyorum. Senin sesin yankılanıyor odada, gülüşün duvarlara çarpıyor. Ve ben… gülümsüyorum önce, sonra içimde sessiz bir çöküş başlıyor. Acı çekiyorum. Çünkü o ses artık sadece geçmişte kaldı. Çünkü sen artık sadece bir hatırasın; güzel, eksik, dokunulmaz bir anı. Bazen düşünüyorum; biz nerede kaybettik birbirimizi? Hangi sessizlik daha çok yaraladı bizi, hangi suskunluk en çok bağırdı? Oysa ne çok şey sığdırmıştık o sessizliğin içine… Birlikte kurduğumuz hayaller, planlar, uykusuz geçen umutlu geceler… Şimdi sadece “keşke”lerin yankısı kalmış gibi, odanın köşelerinde geziniyor. Birlikte dinlediğimiz şarkılar artık başka anlamlar taşıyor. Senin olmadığın her melodi, içime ince ince saplanıyor. Bir zamanlar gülümseyerek dinlediğimiz o cümleler şimdi sadece gözlerimi buğulandırıyor. Biliyorum, hayat bazen ayırır insanları. Sevgi yetmeyebilir, zaman yorabilir. Ama bil ki… ben seni unutmuyorum. Sadece alışıyorum, sensizliğe. Ve her yeni günde biraz daha öğreniyorum: Bazı insanlar gitse de, yürekten asla çıkmıyor. Hacere Nur Altay
Aşk
“Sabah Oluyor, Sen Yoksun”
Uyumadım. Gözlerimi kapatmaya çalıştım ama olmadı. Düşünmekten değil… unutamamaktan. Adını susturmaya çalıştım içimde, yine de yankılandın her boşlukta. Yalnızdım. Bir yanım sana sövüyordu, bir yanım seni hâlâ seviyordu. Kendimle kavga ettim bütün gece. Kazanan olmadı. Zaman geçmiyor sandım. Saatin tik takları, kalbime çakılan çiviler gibiydi. Her saniye, biraz daha eksiliyordum. Adını anmadan, seni düşünmeden bir dakika bile geçmedi. Ben sana yenildim. Cesaretsizdin. Bunu biliyorum. Yüreksizdin. Ama işte… kalp, akıldan hızlı çürür bazen. Bile bile sevdim. Sana ait olmayan anılar uydurdum. Sanki varmışsın gibi, sanki kalmışsın gibi, sanki “gitmem” demişsin gibi… Yalanlara sarıldım. Çünkü gerçek çok soğuktu. Sonra, sabah oldu.

Nur Altay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2025 9. kitabı
Sabahattin Ali
8.7/10 · 376,3bin okunma