Nur Altay

Nur Altay
@Nuralsssty
O gece tırnaklarımı derime geçirdim. Yalnızca canımın acısını başka bir yere yönlendirmek istedim, çünkü içimde kopan fırtına artık sığmıyordu hiçbir kelimeye, hiçbir çığlığa...
Yazar
Düzce
Akçakoca
4 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Sarmaşığın Gölgesi
Hayat, olasılıkların birbirine eklenerek oluşturduğu bir zaman bütünü değil mi? Kesinlikle öyle. Hiçbirimiz bir saniye sonra hayatta olup olmayacağımızı bilmeden yaşıyoruz. Tanrı, bizi yaratırken hepimize sayılı bir nefes verdi ve o son nefesi ne zaman alacağımızı bilmeden yürümeyi öğretti. İyi sandıklarımız kötüye, kötü sandıklarımız hayra dönüşebiliyor. Biz, olasılıkların içinde yaşayıp kesin konuşan tuhaf varlıklarız. Peki ben bu hikâyenin neresindeyim? Önümde hangi ihtimaller var, bilmiyorum. Herkesi iyileştiren ama kendine deva olamayan bir psikolog muyum, yoksa insanlara yardım ederken aslında kendini onaran biri mi? Bilmiyorum. Ama belki de mesele, bunu bilmek zorunda olmamak. Gözüme kış güneşinin ilk ışıkları çarpınca uyandım. Yüzümü, hava hiç soğuk değilmiş gibi davranan buz gibi suyla üç kez yıkadım. Saçlarımı at kuyruğu yaptım. Bugün her zamankinden zor bir gün olacaktı, hissediyordum. Yeni hastalar, yeni dosyalar… Hepsi birbirinden hüzünlü hikâyelerden geliyordu. En azından dosyalar bana bunu söylüyordu. Mutfağa geçerken kahve makinesine bir kapsül bıraktım. Kendime iki yumurta haşladım. Dün salata yapmak için yıkayıp yetişemediğim malzemeleri doğradım. Sessiz, düzenli bir kahvaltı yaptım. Sonra odamı aceleyle toparladım. Hazırlanmaya başladığımda neredeyse geç kalıyordum. Aynada durup yüzüme baktım. Morarmış göz altlarım vardı. Sanki hastalar değil de ben, hüzünlü bir hikâyeden geliyordum. Ama önemli olan bu değildi. Önemli olan, öyle görünmemekti. Kimse yorgun, halsiz, iyi görünmeyen bir psikoloğun kendisini iyileştirebileceğine inanmazdı. Göz altlarıma birkaç kat kapatıcı, biraz pudra sürdüm. Artık iyiydim. En azından öyle görünüyordum. Çantamı alıp çıktım. Kısa süre sonra klinikteydim. Hastaların randevu saatleri gelmeden önce dosyalarını
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
SESSİZ GERÇEKLER
Bazen bir sessizlik çınlar insanın içinde. Gürültüsüz, ama baskın. Kimse duymaz onu, çünkü dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır. Ama sen bilirsin. Bilinçaltının parmak uçlarında gezinen, geceleri uykunun tam ortasına çöken, bir his vardır. Sebebini açıklayamazsın. Belki bir bakış, belki yarım kalan bir cümle, belki de sadece bir geç kalış. Ufak bir şeydir ama yer eder. Zamanla büyür o his. Önce kulağına fısıldar, sonra bağırmaya başlar. Ve sen hâlâ inanmamayı seçersin. Çünkü şüphe, çoğu zaman gerçeği bilmekten daha ağırdır. Şüphe ettiğinde suçluluk hissedersin, hele ki karşındaki sana güven telkin ediyorsa. “Belki de ben abartıyorum,” dersin. “Belki de geçmişin yankıları bugünü gölgeliyor.” Ama içindeki ses, o kendine bile itiraf edemediğin şüphe, susmaz. Ve bir gün gerçek olur. İşte o an, hissettiğin her şeyin doğruluğu seni rahatlatmaz. Aksine içini kavurur. Çünkü artık bilmektesin. Bile bile sustuğun için. Göz göre göre yanıldığını sandığın için. Kalbinin seni yanıltmadığını gördüğünde, kazanan sen olmazsın. Kaybettiğin şey sadece güven değil, aynı zamanda kendi iç sesine olan sadakatindir. İçten içe bildiğin bir şeyin doğrulanması, adalet duygusunu değil, kırılganlığı büyütür. Çünkü o his, seni korumaya çalışmıştı. Ve sen onu bastırmak için mantığı kalkan yaptın. Oysa bazen his, bilgiden daha keskindir. Kalp, bazı gerçekleri gözlerden önce görür. Bu yüzden içimizde beliren şüpheyi düşman bellemeliyiz. Belki de o şüphe, bize gerçeğin en yalın hâliyle dokunan tek şeydir. Her zaman değil, ama bazen. Hissettiğimiz şeyler, tam da sandığımız gibidir. Ve işte o zaman insan öğrenir: Sessizlik bile bir şeyler söyler. Dinlemeyi bilen için, yalanlar da konuşur. - Nur Altay (Zihinde Bir Yara)
Duygu ve Düşünce

Nur Altay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·1062 syf.·
2025 21. kitabı
Lev Tolstoy
8.5/10 · 55,6bin okunma