Şiirce

Şiirce
@Nurayben
573 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Tadı Kaçık Zindanlar
özgürlük kadar ölümü de düşündüm. ama sanıldığı gibi bir dinlenme, bir susma değil. daha çok yarım ya da noktasız bırakılmış bir cümle gibi anne. . ölmek dedikleri şey, bir anda olmuyor, insan parça parça gidiyor. biraz umut gidiyor önce sonra bir ses sonra bir yüz en sonunda isim geride sararmış bir resim kalıyor. . biliyor musun? ben ölümden korkmuyorum anne. korktuğum şey. bir gün haksızlıklara alışmak. bir gün kelepçeleri bileğimin parçası sanmak. bir gün karanlığa bakıp “ışık zaten yoktu” demek. .
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sayıların Utancı
Hayatı bir performans raporu sanıyoruz bugünlerde; sürekli üretmek, sürekli tüketmek, hep önde olmak. Durup bir gökyüzüne bakacak vaktimiz yok, bir çiçeğin açışını bekleyecek sabrımız da. Her şeyi rakamlarla ölçüyoruz; sadakati, emeği, hatta dökülen gözyaşlarını bile. . Oysa en kıymetli şeyler, sayıların diline tercüme edilemeyenlerdir. Bir yetimin sessizliği kaç hane eder? Ya da bir ihtiyarın pencere kenarına sığdırdığı bekleyişi? Her şeyin hızını biliyoruz; internetin, trenlerin, geçen günlerin, gezegenlerin, akan nehirlerin. Fakat kalbe düşen bir ayrılık yangınının, bütün bir ruhu hangi hızla küle çevirdiğini tahmin edemiyoruz. İnsanlar artık vitrinlerle tanımlıyor kendini; Her şeyi görünür kılmaya çalışıyor. Hangi markayı giydiğini, nerede yediğini, içtiğini. Etiketlerin parıltısı gurur kaynağı oluyor. Rakamlarla anlatıyor kendini; Sanal meydanlarda sahte gölgeler büyütüyor. Takipçi sayısıyla, Tıklanma sayısıyla, aldığı beğeniyle övünüyor. Bir ekranın ışığında parlayan rakamlar, dijital kalabalıklar arasında, insana kendi cüceliğini dev gösteriyor.
Mavi Bilye
Dünya, uzayda dönen mavi bir bilye. . (Geceyi gündüze bağlayan ince bir salıncak gibi dönüyor sessizce.) . Güneş, her sabah kapısını çaldığı evlere adaletle ışık bırakan bir derviş. Rüzgâr, uzak kentlerin yorgun postacısı, Işık, karanlığın inatçı alnında açan bir beyaz zambak. Zeytin dalı barışın nazik parmağı. -Doğada her şey paylaşmanın dilini bilir.- . Bulut yağmurunu saklamıyor, toprak tohumdan esirgemiyor koynunu, ağaç gölgesini seriyor, meyvesini veriyor. Arı balını. Çiçek rengini kokusunu salıyor. Deniz, derinindeki incileri cömertçe sunuyor. -Bir tek insan sofrasına kilit vuruyor.- .
Mars’ta Siber Yalnızlık
biliyorum…! bir gün Mars’ta akıllı şehirleriniz olacak mevsimleri bir düğmeyle değiştirecek karı, kışı ekrandan kurgulayacaksınız galaksilerde veri üsleri kurup zamanı bir tuşla donduracaksınız . fakat pencerenize konan son kuşun size ne anlatmak istediğini asla çözemeyeceksiniz bir gün Mars’ta domates yetiştireceksiniz laboratuvarlarda kusursuz tohumlar üretecek ve toprağa can verdiğinizi sanacaksınız . oysa Dünya’da bir serçenin açlığını giderememiş bir karıncanın hakkını koruyamamış olacaksınız Mars’ın kızıl çöllerindeki kubbelerin altında oksijeni dakikayla soluyacak ve adına medeniyet diyeceksiniz . oysa çocukluğunuzun bahçesinde bedava esen rüzgârın kıymetini hiç bilememişsiniz bir gün yapay zekâyla ormanlar çizeceksiniz hava durumunu satın alacak uydularla bulutlar dokuyacaksınız yağmuru ihale ile satıp rüzgârı faturaya bağlayacaksınız
Sırça Aynada İnsan
bazıları elindeki teraziyi adalet sanır kendi yükünü hafif başkasınınkini ağır tartar . bazıları kendini ışık sanır karşısındakini gölge kendi sesini hakikat başkasının suskunluğunu hata oysa…; aynı toprağın sinesinde demlenir bütün canlar aynı güneşin altında büyür . ve hiçbir çocuk hangi kapıdan dünyaya düşeceğini hangi annenin duasına hangi yoksulluğun içine hangi kırık kapının eşiğine doğacağını seçemez zira hayat…; herkesin aynı yerden başlamadığı uzun bir yokuştur kimi gölgede büyür kimi güneş altında kavrulur kimi ekmeğini alın teriyle yoğurur kimi vicdanını bir avuç çıkar uğruna savurur .