Sonra da sorarsın kendine 'Hayallerim nerede? Kafanı sallar düşünürsün, yıllar ne çabuk geçiyor!' Ve tekrar sorarsın kendine, 'Geçen yıllarını ne yaptın? En iyi zamanlarını nerelere gömdün? Yaşadın mı yoksa yaşamadın mı?' Bak diyorsun kendine , bak dünya ne kadar da soğudu! Yine yıllar geçecek ve arkasından kasvetli yalnızlık, peşinden de değnekli titrek yaşlılık onun arkasından da keder ve çaresizlik gelecek. Senin fantastik dünyan solacaktır, hayallerin ise sonbahar ağaçlarından sararıp dökülen yapraklar misali kuruyup yok olacaklar...
Ah Nastenka! Kabul edin, yalnız kalmak, yapayalnız olmak ve geriye bakıp üzülecek bir şeye bile sahip olmamak çok üzücü olacaktır! Hiçbir şey, tam anlamıyla bir hiç; çünkü daha evvel sahip olduklarınız büsbütün bir sıfırdır, hayallerden ibaret aptalca bir sanrıdır!
Dünyadan tümüyle uzaklaşmak için korkuyla titreyerek, altına saklayabileceğim bir mobilya arıyorum, mektubunla yarattığın fırtınanın pencereden çıkıp gitmesi için yalvarıyorum
Kimse benden benim kendimden istediğimden daha fazlasını beklemesin , beklese bile birçok şey istenildiği gibi olmuyor hatta her şeyi yitiriyorum. Bu oyun esnasında beni cesaretlendirmek için yaptıklarınız gibi: bana cesaret vermiyor, aksine beni engelliyor durduruyor. Bir anda ne yapacağımı şaşırıyorum , yaşamdaki her şey birden anlamını yitiriyor ve kurban avcıya dönüşüyor.
Bazen sanki karşılıklı iki kapısı olan bir odadaymışız hissine kapılıyorum, ikimiz de kendimize ait kapının koluna yapışmışız ve birimizin göz kırpmasıyla diğeri aniden kendi kapısının arkasına dönüyor. Hele birimiz diğerine söz söyleyecek olsa , diğeri kapıyı kapatmış ve çoktan gözden kaybolmuş oluyor. Birimiz kapıyı tekrar açmak durumunda çünkü bu kimsenin diğerini terk edip gidemeyeceği bir oda. Birimiz diğerine bu derece ve biraz sakin olabilse, hiç olmazsa diğeriyle ilgilenmiyormuş gibi davransa, o zaman odada yavaş yavaş düzen sağlanacak. Fakat olan bu değil. Diğeri o kapıda aynı şeyleri tekrarlamaya devam ediyor, hatta her ikisi de bazen aynı anda kapının arkasında duruyor ve o güzel oda boş kalıyor. Bunun sonucunda istenmeden de olsa birtakım yanlış anlaşılmalar gelişiyor ve diğerini üzüyor.