Ben yalnızca huysuz olmayı değil, hiçbir şey olmayı da beceremedim. Ne huysuz, ters biri olabildim, ne iyi ne aşağılık, ne dürüst, ne kahraman, ne de bir böcek..
Şimdi köşeme çekildim, hiçbir şey olmayı başaramamış yalnızca bir aptal olabilmiş akıllı biri olduğum için öfkeli bir teselliyle kendimi avutuyorum. Evet efendim on dokuzuncu yüzyılın zeki insanı önce kişiliksiz olmalıdır.
Benlik duvarını yıkmadan susuzluğumuz gitmeyecek. Cehennem ateşiyle pişirdiğimiz kerpiçleri tek tek koparıp suya atmadan suyun o tatlı sesini duyamayacağız. Bizi yerden yükselttiğini düşündüğümüz taşların ırmaktan uzaklaştırdığını susuzluktan kavrulmaya başladığımızda fark etsek de dehşetle , geç değil. Herkes kendi ördüğü utanç duvarını yıkabilir. Kibir taşlarını tek tek kopararak atabilir ırmağa.
Bütün üzüntülerimiz, hayal kırıklıklarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenilmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?