Ölümsüzlüğün fırsatı insanın eline en fazla birkaç kere geçerdi; onu görebilen, değerlendirebilen ebediyete intikal ederdi. Çünkü hayat başka, hayal başkaydı; büyük eserler gücünü hayattan alırlardı.
-Yabancı basın neler yazıyor?diye sordu.
-Neler yazmıyor ki Paşam! En çok, “Hasta adam sağlığına mı kavuştu?” Sorusu üzerinde duruyorlar. Bunun yanısıra da bilhassa İstanbul’un hayaliyle yatıp kalkan Çar II.Nikola’nın eli böğründe kaldığını belirtiyorlar.
Cevat Paşa’nın bakışlarına sanki bir ateş düştü.
-Bizi ‘Hasta adam’ olarak ilk defa onlar vasıflandırmışlardı. İstanbul’a çıkarma yapmak üzere Odesa’da General İstomi’nin kumandasında toplanan orduları şimdi kıpırdayamıyorlar. “Hasta Adam”ın karşısında kıpırdayamayana ne demeli?
Askerlerin çoğu şehit olmuştu ; sağ kalanlar arasında Edremit’in Çamlık Köyü’nden Abdurrahman oğlu Seyit de bulunuyordu. O da birkaç adım ötesindeki Niğdeli Ali gibi bayılmıştı. Kendisine geldiği zaman toz bulutu iyice hafiflemişti; çevresine şaşkın şaşkın bakan takım arkadaşı Niğdeli Ali’yi gördü. Kendini toparlamakta güçlük çeken Seyit, Ali’ye sordu:
-Neredeler?
-Mertebelerine eriştiler.
İri yarı Seyit bütün heybetiyle ayağa kalktı. Dolu gözlerini yerlerde yatan arkadaşlarının cesetlerinde gezdirdi. Neler olup bittiğini anlamak için denize birkaç adım attı. Diğer tabyaları döven zırhlılar karaya sokulmuşlar, taretlerinden alev ve duman püskürtüyorlardı. Geriye döndü; tabyanın içinde üçüncü toptan gayrısı toprağa gömülmüştü. Seyit, önce gemilere, sonra topa ve daha sonra da yerde duran 215 okkalık mermilere intikam hırsıyla baktı.
-Ali yardım et; sırtıma alayım.
Niğdeli Ali gözlerini önce topun yan yatmış vincine dikti; sonra Seyit’e döndü.
-Kaldıramayız.
-Hele bir deneyelim.
Elini siper edince birkaç adım ilerideki ağacın altında yatan er dikkatini çekti. Er kendisine doğru gelen kumandanı görünce ağacı destek alarak ayağa kalktı; sol bacağı kana gömülmüş, gözleri de şaşılamıştı. Hemen esas duruşa geçti. Her halinden ayakta duramayacağı belliydi.
-Gözlerine ne oldu evladım?
Cevap verdi:
-Üzülmeyin Kumandan Paşam; bu gözler hiçkimsenin göremediklerini gördü.