Kitabın konusu, Virgginia Woolf’un Cambridge’de kadınlara kurucu iki üniversitede yaptığı konuşmaya sığdıramadığı hakikatler.
Kitaba nehir kıyısında oturup düşündüğünü söyleyerek başlar. Çok geçmeden görevlilerin biri çimenlerde sadece üniversite öğrencilerinin oturabileceğini söyler. Kalkmak zorunda kalır. Kütüphaneye gitmek ister fakat aynı sebepten içeri alınmaz. Bunun üzerine ‘’İsterseniz kütüphanelerinizi de kapatın ama benim zihnimin özgürlüğünün üstüne kapatabileceğiniz ne bir kapı, ne bir kilit ve ne de bir sürgü var.’’ der.
Kitap boyunca çeşitli konulardan bahsederek bizi kitabın ana fikrine ulaştırır. Kadının kurmaca yazabilmesi için kendine ait bir odası ve parası olmalıdır.
İki cins arasındaki ayrımları, varlık farkını ortaya koyar.
Yazarın eleştirdiği konuları çoğunlukla soyut olarak anlatması yüzünden okuyucu zorlanabilir. Ben birkaç sayfada bir mola vermek zorunda kalarak okudum. 123 sayfa kısa gelebilir ama her cümleyi düşünerek anlamak gerekiyor. Kendine ait bir oda, roman değil, Virginia Woolf’un üniversite konuşmasının uzatılmış halidir.
Feminist hareketin klasik bir kitabı olan bu kitap etkileyici ve düşündürücü. Bazı bölümleri sanki dün yayınlanan bir haberden çıkmış gibi hissettiriyor. Çağlar boyu yaşayacak, derslerde okutulacak bir kitap.