Bir gün bir lise talebesi bana, "Benim ateist arkadaşlarım var. Onlara Allah'ın varlığını nasıl ispat ederim?" diye sordu. Ben de "Çok kolay; onlara bir ev ustasız, bir harf kâtipsiz, bir köy muhtarsız olmaz." de, dedim.
Ben böyle söyleyince delikanlı "Bunu söyledim. Kabul etmediler. Bu ne biçim şey, çok basit dediler." dedi.
Ben de ona "Doğru, bu söylediklerimiz gerçekten basit." dedim. "Fakat Kıymetli Kardeşim! Bu sözler basit olmakla beraber, mantıklıdır. Tartışmada bir iddiayı ispat etmek için ortaya konulan delillerin basit olmasına değil, mantıklı olmasına bakılır.
Tartışmada muhatap "Basit olduğu için bu sözü kabul etmem diyemez. Kabul etmiyorsa delillerle bunu çürütmesi lazım gelir. Sen arkadaşlarına "Evet, bu delil basittir fakat mantıklıdır. Bunu kabul etmiyorsanız buyurun, çürütün." demelisin, dedim.
Burada bazıları "Benim ortaya koyduğum delilleri, karşımdakiler inkâr ediyor ve kabul etmiyorlarsa demek ki benim delillerim sağlam değil." şeklinde bir hataya düşmektedirler. Halbuki bir delili kabul etmemek ayrıdır, çürütmek ayrıdır. Örneğin birisi tarihte Sultan Alpaslan diye birinin yaşadığını inkâr etse ve biz ona tarihi delilleri gösterdiğimiz hâlde kabul etmese bu bizim delilimizin çürüklüğünü değil muhatabın delili kabul etmez, delilden anlamaz olduğunu gösterir.