Meryem Göksu

Meryem Göksu
@NuriZiba
İllâ ki pişman gideceğiz; Ya okumadıklarımız yüzünden, Ya da okuyup hayata yansıtamadığımız hakîkatler yüzünden... instagram.com/nur_i_ziba
Carl Sagan, "Basit bir hücrenin bilgi muhtevasının, Britannica Ansiklopedisinin yüz milyon sayfasına eş değer bir bilgi ihtiva ettiği tahmin edilmektedir."der. Yani hücre aslında bir kitap değil içinde milyonlarca kitabın olduğu bir kütüphane gibidir. Tesadüfen bir harf bile meydana gelmezken milyonlarca kitap nasıl meydana gelebilir?
Sayfa 23 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Maymun deneyi
Allah'ı inkâr eden bir kısım insanlar, dünyanın tesadüfen meydana geldiğini iddia ediyorlar ve "Bir maymun rastgele bilgisayar tuşlarına basarak, tesadüfen Shakespeare'in edebi eserleri gibi bir şaheseri yazabilir." diyorlardı. Bilim insanları, bu iddianın doğru olup olmadığını test etmek için İngiliz Ulusal Sanat Konseyi'nde altı maymunun olduğu bir kafese bilgisayar koydular. Bir ay boyunca maymunlar bilgisayar tuşlarına rastgele vurdu. Bir ay sonra maymunların rastgele yazdığı elli sayfa çıkarıldı. Yazılar kontrol edildi. Elli sayfa içinde anlamlı tek bir kelime bile yoktu. İngilizcede "I" tek bir harftir ve "Ben" anlamına gelir. Fakat bu harften önce ve sonra boşluk varsa harf, o zaman bir anlama gelmektedir. Maymunların elli sayfalık yazılarında bu bile yoktu. Elli sayfalık yazıda tesadüfen bir kelime bile olmazsa bir kitap gibi düzenli, intizamlı, anlamlı olan bitkiler, hayvanlar nasıl tesadüfen meydana gelebilir?
Sayfa 22 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bir gün bir lise talebesi bana, "Benim ateist arkadaşlarım var. Onlara Allah'ın varlığını nasıl ispat ederim?" diye sordu. Ben de "Çok kolay; onlara bir ev ustasız, bir harf kâtipsiz, bir köy muhtarsız olmaz." de, dedim. Ben böyle söyleyince delikanlı "Bunu söyledim. Kabul etmediler. Bu ne biçim şey, çok basit dediler." dedi. Ben de ona "Doğru, bu söylediklerimiz gerçekten basit." dedim. "Fakat Kıymetli Kardeşim! Bu sözler basit olmakla beraber, mantıklıdır. Tartışmada bir iddiayı ispat etmek için ortaya konulan delillerin basit olmasına değil, mantıklı olmasına bakılır. Tartışmada muhatap "Basit olduğu için bu sözü kabul etmem diyemez. Kabul etmiyorsa delillerle bunu çürütmesi lazım gelir. Sen arkadaşlarına "Evet, bu delil basittir fakat mantıklıdır. Bunu kabul etmiyorsanız buyurun, çürütün." demelisin, dedim. Burada bazıları "Benim ortaya koyduğum delilleri, karşımdakiler inkâr ediyor ve kabul etmiyorlarsa demek ki benim delillerim sağlam değil." şeklinde bir hataya düşmektedirler. Halbuki bir delili kabul etmemek ayrıdır, çürütmek ayrıdır. Örneğin birisi tarihte Sultan Alpaslan diye birinin yaşadığını inkâr etse ve biz ona tarihi delilleri gösterdiğimiz hâlde kabul etmese bu bizim delilimizin çürüklüğünü değil muhatabın delili kabul etmez, delilden anlamaz olduğunu gösterir.
Sayfa 21 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bir fikri reddetmek ayrı, çürütmek ayrıdır.
Sokrat'tan bugüne kadar birçok filozof, âlim ve düşünür tarafından Allah'ın varlığına dair çeşitli deliller ortaya konulmuştur. İnanmayanlar, Allah'ın varlığına dair ortaya konulan delilleri çürütememişler, bunun yerine tenkit etmiş veya sadece reddetmişlerdir. Bu da bazıları tarafından o delillerin çürütüldüğü şeklinde algılanmıştır. Halbuki bir fikri yalnızca tenkit veya reddetmek, o delili hiçbir zaman çürütmek manasına gelmez.
Sayfa 20 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Saatteki düzen
William Paley'in (ö. 1805), Allah'ın varlığını ispat için verdiği saat örneği meşhurdur. Paley şöyle diyor: Bir arazide yurüdüğümüzü düşünelim. Arazide yürürken ayağımıza bir taş değerse biz bu taşın tesadüfen orada bulunduğunu söyleyebiliriz. Ancak ayağımıza çarpan şey bir taş değil de işleyen bir saatse bu durumda biz, onun tesadüfen orada bulunduğunu taş örneğinde olduğu gibi- rahatlıkla söyleyemeyiz. Saati yapan kişiyi görmemiş olmamız, saatin nasıl yapıldığını bilemeyişimiz de sonucu değiştirmez. Çünkü saati ayrıntılı incelediğimiz zaman, birbirine bağlı pek çok parçasının olduğunu ve her bir parçanın saatin işleyişi için gerekli olduğunu görürüz. Sonuçta düzenli işleyen bu aletin mutlaka biri tarafından belli bir gaye için yapıldığını aklen kabul ederiz. Saatte gördüğümüz düzen doğada da çokça karşımıza çıkar. Çevremizdeki canlıların yapısı da aynen saatte olduğu gibi bizi bir yaratıcıya götürecektir. Bu yaratıcı da her şeyi tasarlayan Tanrı'dır. Paley, saat benzetmesinde, karmaşık sistemlerin kendi başına var olamayacağını ortaya koymaya çalışmaktadır. Taşla karşılaştırdığımız zaman saat, karmaşık bir sistem olarak karşımıza çıkar. Saat o kadar karmaşıktır ki her bir parçası özenle oluşturulmuştur. Saatin camından tutun da çarkların yapıldığı malzemelerin seçimindeki ayrıntılar bile bizi onu tasarımlayan bir varlığın olduğuna yönelik ikna etmeye yeterli gözükmektedir. Biz her ne kadar saatteki birçok ustalığı anlayamıyor olsak da bu onun ustasının olmadığı anlamına gelmez.
Sayfa 19 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap