Katerina ! Altın kalbin benim bir büyücü olduğum ve bunu saklayamayacağım gerçeğini nasıl da sezdi ! Yalnız bir şeyi bilemedin : Sana akıl vermek benim , bir büyücünün işi değil ! Kız kısmına akıl vermek bir işe yaramaz , gerçeği duysa da bilmezden , görmezden gelir ! Yüreği kan ağlasa bile kafası yılan gibi sinsice çalışır ! Sürünerek , şeytanlık yaparak her türlü bela arasından yolunu bulur ! Bazı yerlerde işini aklıyla görür , aklını kullanamadığı zaman güzelliğini kullanır , kara gözleriyle sersemletir - hiçbir güç güzelliğe karşı koyamaz ; demirden bir kalp bile orta yerinden çatlayıverir ! Bakalım , hayatını değiştirecek kederler görecek misin ? İnsanın kederi ağır olur ! Talihsizlik zayıf yüreklere uğramaz ! Güçlü yürekleri bulur , kendisini beklemeyen iyi insanların utanarak kan ağlamalarına neden olur : Senin kederin de kızım , kumun üzerindeki , yağmurun yıkayacağı , güneşin kurutacağı, güçlü bir rüzgârın sürükleyip götüreceği izlere benziyor ! Fal bitmedi , daha söyleyeceklerim var : Seni her kim severse onun kulu kölesi olacaksın , özgürlüğünü kendi elinle teslim edecek ve geri almayacaksın ; Zaman içinde sevgine söz geçiremeyeceksin ; tohumu ekeceksin , ama tüm başaklarına zarar verecekler ! Döktüğün bu gözyaşı , cennetten gelen bu çiy tanesi için üzülüp kederlenmene gerek yok. Kötü talihsizliklerin , kirli düşüncelerin içini kemireceği uzun , uykusuz gecelerde bu incileri fazlasıyla dökeceksin - gözyaşlarının döküldüğü kalbine bir başkasının kanlı, üstelik ılık değil erimiş bir kurşun gibi sıcak yaşları damlayacak ve sen bu kanlı , sıcak yaşlar beyaz göğüsünü yakana kadar , yağmurlu günlerin hüzünlü , kasvetli sabahlarına kadar yatağında çırpınıp duracaksın ve kan sızan yaranı ertesi sabaha kadar iyileştiremeyeceksin.