HüsnaGül

HüsnaGül
@Nurul11
-Arınankurtuldu kirlenen mahfoldu- HüsnaGülHüsnaGül
12 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
05/01/1996 Cuma günü
Ağzından çıkan ilk kelimeyle kula ğına koyduğu telefon patladı. Kafası parçalanmıştı Yahya'nın. İsrail istihbaratı bu eylemi, direnişe karşı gerçekleştirdiği büyük bir başarı olarak lanse etti. Ev sahibi zaman kaybetmeden, fela- keti haber vermek üzere mücahidiere ulaşmaya koştu. Araların da İbrahim'in de olduğu birçok kişi Beyt Lahiya'daki eve gittiler. Gördükleri manzara karşısında gözyaşlarını tutamadılar. Saatler içinde bu haber vatanın her evine ulaştı. Herkes Yahya'yı kalplerinin en derinlerinden seviyordu. Mühendis Yahya, Filistin'de işkence altında yaşayanların, Arap ve İslam alemindeki milyonlarca sevenlerin gönlünde Yahya Ayyaş olmuştu. Uzun yıllardır kımıldamayan izzet ve onur duygularını en üst düzeyde harekete geçirmiş, vahşetin, barbarlığın kalelerine sığınan zalimleri evlerinin içinde parçalamayı başarmıştı. Yüreklerine korku ve dehşet salmış, acımasız işgale karşı verilen mücadelede dengeleri altüst etmişti. Ateşin kuru otları yakması kadar hızlı bir şekilde yayıldı haber. Vatanın her tarafında kitleler sokaklara çıktılar. Herkes birbirine soruyor, haberi doğrulatmaya çalışıyordu. Kimse duyduğuna inanmak istemiyordu. Yahya haykıran, gürleyen, korku salan bir efsaneydi çünkü.
Algı yönetimi ve manipülasyona karşı direnmek demek, sürüye dahil olmamak demektir. Algı yönetmenleri bunun bedelini, kişiyi yalnızlaştırarak, itibarsızlaştırarak ve karalayarak ödetmek isterler. Bir kişinin bile gerçeği söylemesine tahammül edemezler. Çünkü bu diğer kişilerin de uyanmasına sebep olabilir. Malcolm X'in de söylediği gibi: "Ulyanık bir kişi bütün uyuyanları uyandırmaya yeter"
Algı yönetmenleri insanların yaşadıkları sorunlarını kaynağının kendileri olduğu gerçeğini gözlerden uzak tutmak için, onlara sahte düşmanlar göstermektedir. Örneğin, Ortadoğu ve Türkiye'de yaşanan problemlerin ana kaynağı İsrail ve onun güvenliği uğruna yapılan müdahaleler iken, bu bölgede yaşayan halklar, ekilen tefrika tohumları sebebiyle başka düsmanlarla uğraşmaktadır. Bir mezhep bir başka mezhebi, bir kavim baska bir kavmi en büyük ve asli düşman olarak görebilmektedir. Çevremizde gördüğümüz kötülükleri, sorunları organize eden merkez karargahı fark edebilmek oldukça önemlidir. Bir ordu, düşman ordularının yönetildiği komuta merkezini hedef almazsa, saldırıların sonu gelmeyecektir. O yüzden İslâm, sivrisineklerle değil, bataklıkla mücadele edilmesini istemektedir.
Bu dünyada bir istikamet sahibi olmak, bir yön ve amaç sahibi olmak algı yönetimi ve manipülasyona karşı direnç gösterebilmek için gereklidir. Eğer bir kişi günü birlik yaşıyor, yarın ne yapacağını bilmiyorsa manipülatörlerin elinden kurtulamayacaktır. Eğer sizin kendiniz için planladığınız bir gelecek yoksa sizin için planlanmış bir geleceği yaşayacaksınız demektir.
Yeteri kadar düşünmeyen, ezber ve klişelerle hareket eden kişiler algı yönetmenleri ve manipülatörler için kolay lokmadır. Hatalı düşünme biçimleri de algılarımızın kolay yörıetilmesine sebep olur. Kur'an "Yeteri kadar düşünmezseniz, pislik içinde kalırsınız. (Yunus Suresi: 100) diyerek bu konuda insanlığı uyarmıştır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik düşünme becerisine sahip olmasıdır. Ancak tefekkür bir çaba işidir. Özellikle kitaptan, kalemden uzaklaşan bir nesil için düşünmek daha da bir zahmetli iş haline gelmiştir. Çevresinde gördüğü, yaşadığı olayları; medyadan gelen haberler, okulda öğrendiklerini araştırmaksızın/sorgulamaksızın kabul eden kişilerin kötülük merkezlerinin tuzağından kurtulma şansı yoktur.