Büyük tutkuların yarattığı yorgunluğun, stres altında ezilen harala gürele yaşamların, tatsızlığının yerini sadece ama sadece yürüyüşün amansız bitkinliği alır. Huzur, artık hiçbir şey beklemiyor olmanın, yalnızca yürümenin yalnızca ilerlemeni hissettirdiği tazeliktir.
Yoksulun tek zenginliği bedenidir. Yürüyen kişi toprağın evladıdır.Her adım yer çekimine boyun eğmektir.Her adım bağlılığı gösterir, öte yandan yürümek acı vericidir. Yılmadan çaba göstermeyi gerektirir. Bir kutsal mekan ağacıyla arınmadan yaklaşılmaz ve yürümek, sonsuza dek ebedi bir çaba ister.