Kandid'in, Marten'e oranla bir üstünlüğü bulunuyordu: Kandid, Matmazel Künegond'u göreceği umudu içindeydi sürekli; Marten'in umut edecek hic bir şeyi yoktu oysa.
Yüz kez canıma kıymak istedim; ancak, daha seviyordum yaşamayı. Bu gülünç zayıflik, en uğursuz eğilimlerimizden biridir belki: Çünkü, hep yere atmak istediğimiz bir yükü sürgit taşımak istemekten daha aptalca bir sey var midır? Varlığından nefret etmek, ama yine de ona bağlı olmak; sonunda, yüreğimizi yiyip yutuncaya kadar, bizi kemirip tüketen bir yılanı okşamak?