Kendimize bir saat verelim ve yargılamadan geçen bir saatimiz var mı bir bakalım. İlişkilerimizde kendimizi bir yargıç sandalyesine oturtuyor muyuz? Eğer o sandalyede oturuyorsak işittiğimiz şey sadece kendi varsayımlarımız olacaktır. Yargıç sandalyesinde oturuyorsak taze bir başlangıca açamayız kendimizi. Hükmümüzü belki peşinen vermişizdir, derdimiz anlamak değildir. O zaman da karşımızdaki insanı bütün yönleriyle görme ihtimalimiz azalır. Halbuki sözcüklerin ardındaki ihtiyaçları duymayı denediğimizde, karşımızda bizim gibi acı çeken ve o sorunu çözmek isteyen bir insan göreceğiz.