Nuvin

Nuvin
@Nuvin1
İran Edebiyatı deyince okunmalı Furuğ
Bu kadına bayılıyorum. Şiirlerinde özgüven ve ahenk iç içe. Güneş ölmüştü ve yarın Uslarında küçük çocukların Yitik, belirsiz bir kavramdı. Defterlerine sıçrayan kapkara İri bir mürekkep lekesiyle Anlatıyordu çocuklar Tuhaflığını bu eskimiş sözcüğün. Zavallı halk Yüreği ölgün, bitmiş, dalgın Huzursuz ağırlığı altında ölü gövdesinin Bir yerden bir yere sürünüyordu Ve önlenmez cinayet isteği Durmadan büyüyordu ellerinde. Füruğ Ferruhzad (1935-1967), 20. yüzyıl İran şiirinin en cesur ve önemli kadın sesi, şair, yönetmen ve ressamdır. Kadın kimliğini, aşkı ve bedeni geleneksel kalıpları yıkarak samimiyetle anlattığı şiirleriyle tanınır. 32 yaşında bir trafik kazasında hayatını kaybeden Füruğ, "Yeniden Doğuş" ve "Ev Karadır" gibi eserleriyle isyanın ve özgürlüğün simgesi olmuştur.Ruhun derinliklerine işleyen, düşündüren, hüzünlendiren, keşke daha uzun yaşasaydı diyerek iç geçirten Furuğ huzur içinde uyu. Senin şiirlerini her okumamda başka bir dünyaya dalıyorum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazdıklarimiz encokda kalbimize en eski odasına dokunuyor… Çünkü büyümek dediğimiz şey aslında zamanın geçmesi değil; kendimizle karşılaşmayı göze almak. İnsan küçüklükten büyüklüğe doğrusal bir çizgide ilerlemez. Beden büyür, yüz değişir, ses kalınlaşır, saç beyazlar… Ama içimizde bir yer hep aynı kalır. O yer zamansızdır. Orada hâlâ ilk kırgınlığımız durur. İlk terk edilişimiz. İlk sevinç çığlığımız. İlk “beni gör” bakışımız. İçimizdeki çocuk, aslında varoluşumuzun en çıplak hâlidir. Toplumsal maskelerden önceki hâlimiz. Rol yapmayı öğrenmeden önceki saf özümüz. Ve insan büyüdükçe o özü ya bastırır ya da sahiplenir. Çoğu insan büyürken içindeki çocuğu susturur. “Güçlü ol.” “Ağlama.” “Takma.” “Geçti artık.” Ama bastırılan hiçbir şey yok olmaz. Sadece biçim değiştirir. Bazen öfke olur. Bazen aşırı bağlanma. Bazen terk edilme korkusu. Bazen sevgide doyumsuzluk. Her sevda dediğin gibi biraz o çocuğa sarılmaktır. Birine âşık olduğumuzda aslında kalbimiz şöyle der: “Beni olduğum gibi kabul et. Kırılgan hâlimle.
HAVADA AŞK KOKUSU VAR: SÊVA MÊXEKRÊJ
Aşka davet ve sevgiliyle barışmanın simgesi Sêva Mêxekrêj, Kürtlerde sevgiliye Karanfilli Elma verme geleneği.. Karanfilli Elma aşık olduğunuz kişiyi aşka davet etmenin geleneksel bir yolu, sembolik olarak ‘ben sana aşığım’ demenin Kürtçesi Sêva Mêxekrêj