Bir majezik hapı yudumlayıp, içimdeki prangaların ağırlığını bir anlığına unutmaya çalışıyorum. Ama o anlık huzur, bilinçaltımda gizlenen o karanlık boşlukla, hiçliğin soğuk duvarlarıyla yer değişiyor. Her şey silik, her şey belirsiz; sanki zaman bile durmuş gibi.
Ruhunun derinliklerinde, varlık bir sis gibi yoğunlaşır; her düşünce, kaybolan bir yıldızın ışıksız izine dönüşür. Zamanın solgun gölgesinde, sevda ve hüzün birbirine karışır, ama bir adım daha atmaya cesaret edemez, çünkü varlık bir anı, bir yokluğu, bir kayboluşu yaşar.