Çağdaş medya çalışmalarının da gösterdiği gibi İmaj ve algı, gerçekliğin yerine geçer.
Algıyı belirleyen, gerçekliği de kontrol etmeye başlar.
Bu bakımdan İslam ve batı arasındaki ilişkilerin çoğu zaman bir algı ve imajlar Savaşı olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Avrupalılar yaklaşık 400 yıl boyunca 'İslam' deyince Osmanlı'yı, Kur'an deyince "Türklerin İncili"ni anladılar. Martin Luther yahut Kristof Kolomb'u harekete geçiren saiklerin başında 'Müslüman Türk' korkusu geliyordu.
Avrupa'nın modern tarihi, Aynı zamanda bir Avrupa-Osmanlı ilişkileri tarihidir.
Batı'nın İslam algısını, onun Avrupa merkezli tarih anlayışından, hakim medeniyet olma duygusundan ve Greko-Roman ve Yahudi-Hristiyan köklerinden bağımsız ele alamayız.
Batı medeniyetinin "Ben" tasavvurunu belirleyen bu unsurlar, aynı zamanda onun "öteki" algısını da şekillendiriyor.
Bugün İslam dünyası açısından temel zorluk, tarihsel romantizme kaymadan ve Seküler bilimciliğin cazibesine kapılmadan, geleneği yaşatmanın bugün de mümkün olduğunu göstermektir.