Yalnız başımıza, içimize kapanıp sorular sorduğumuzda kendimize, bir boşluğa denk gelip kendi ıssızlığımızı deneyimlediğimiz o anlarda en derin soruları açığa çıkarır zihnimiz. Ve bu sorular genellikle acısını yaşadığımız şeyler hakkında gündeme gelir. Mesela aşk acısı yaşayan birisi, acısını ve isyanını yaşadığı o yoğun dönemden sonra artık yaşadıklarına anlam verme aşamasına geçer. Sorular sorar bir filozof edasıyla kendi kendine. Bu aşk acısını neden yaşıyorum? O kadar insan varken dünyada neden aldatılan ben oldum? Neden seviyorum? Sevgi denen şey neden var ve aşk neden insana acı verir? Neden âşık oluruz? Tüm bu kavramların var olmasını sağlayan temel ontolojik neden nedir? Bunun gibi yüzlerce soru hücum eder zihnimize ve yanıt bulamadığımız o anlarda çıldıracak gibi oluruz.