Yaşadıklarımdan ne öğrendiğimi sormuştun.
Bir kez daha özetleyecek olursak, bireyin aslında ne kadar önemli olduğunu idrak ettim. Tüm toplum, ana-baba, eğitim sistemi olarak “birey” üzerine odaklanmalıyız.
Bireyi her an bir ekibin parçası olduğunun farkında ve bunun sorumluluğunu taşıyacak şekilde yetiştirmeli, geliştirmeliyiz.
Bir ekibin üyesi olduğunun farkına varan, bunun sorumluluğunu alabilen ve o ekip içinde sorun değil, çözüm üreten bir birey yetiştirmeyi hedeflemeliyiz.
Böyle yetişen biri, şimdi ve burada, etki alanı içerisinde yapabileceğinin en iyisini yapma gayreti ve sorumluluk bilinci içerisinde hayatını sürdürür.
Hem kendisinin hem de ekibin geleceğini inşa etme sorumluluğuyla hareket eder.
Bunu ülkemiz için de çok önemli, üzerinde ısrarla durulması gereken bir mesele olarak görüyorum.
Bir insanın gelişmişliğini ve olgunluğunu
şimdi ve burada,
etki alanı içerisindeki eylemleri yapma hususunda ne kadar bilinçli ve istikrarlı bir şekilde sorumluluk duyduğu gösterir.
Zackarina çok zor bir soru düşünmeye başladı, şu
çokbilmiş kurdun cevaplayamayacağı bir soru bulmalıydı.
Uzay hakkında ya da... Ya da karınca yuvaları hakkında.
Ama ağzından bambaşka bir soru çıktı.
"Niçin, dedi, "niçin babam gazete okumak zorunda?"
Amaan! Çok basit bir soru," dedi Kumkurdu. "Çünkü
baban büyülenmiş, bunu bilmeyecek ne var?"
"Büyülenmiş mi?" dedi Zackarina.
"Evet ya da hipnotize olmuş" dedi Kumkurdu. "Yani
gözleri gazeteye yapışmış, gazetenin içindeki o küçük,
siyah harflere."
Zackarina bu cevaptan hiç hoşlanmadı. Bütün ömrünü
gözleri gazeteye yapışık bir babayla geçirmek istemiyordu.
"Telaşlanma, dedi Kumkurdu. "Ben babanı kurtarırım."