Kaygıya yakalandığımız anı fark etmek ve o girdaptan kurtulmak için zihni derhal başka yönlere sevk etmeliyiz; zira kaygının en güçlü panzehri harekettir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaygının köklerine indiğimizde yolumuz ekseriyetle yine çocukluğa çıkar.Eğer her şeyden endişelenen ebeveynlerin elinde büyüdüysek, o duyguları adeta bir sünger gibi emer ve yetişkinliğimizde de tıpkı onlar gibi kaygılı bireylere dönüşürüz.Kaygının evin ortak dili olduğu bir ortamda, bu gergin ruh hali bir süre sonra hayatın tek gerçeği gibi algılanmaya başlar.
Şaman’a “ korku nedir”? diye sormuşlar. O da “Belirsizliği kabul etmemektir” cevabını vermiş ve eklemiş: “ Eğer belirsizliği kabul edersek, adı zaten macera olur.” İşte kaygı da aslında bu belirsizliğin ruhumuzda yarattığı, bizi her an tetikte tutan bir çeşit korkudur.
Hastalık düzeyinde kaygı bambaşka bir tablodur; hayatın tamamına yayılır ve zihni arka planda hiç durmadan çalışan bir motor gibi esir alır. Yürürken, yemek yerken, hatta en huzurlu anlarınızda bile o malum soru zihinde yankılanır: Ya şöyle olursa, ya bu başıma gelirse? Bu cümle artık basit bir evham olmaktan çıkıp hayatın merkezine yerleşir.