Nakit fazlası olan ve kötü bir şeyler beklemeyen bir şirketin hissesi (aynı fiyatta), aynı hisse başı kâra sahip ama büyük banka borçları olan ve geniş çapta menkul kıymetlerle sermayelendirilmiş olan bir şirketten açık ve net bir şekilde daha cazip bir alımdır. Böyle unsurlar menkul kıymet analistlerinin gözünden kaçmaz.
Bize göre yönetim unsurunun en etkili olduğu durumlar, yeni bir yönetim değişikliğinin olduğu ve bunun etkilerinin henüz rakamlara yansımadığı durumlardır
Ne yazık ki, başarıya ulaşabilecek bireysel tahminlerle, büyük yanılma olasılıkları olanlar arasında daha işin başında bir ayırım yapma imkanı yok. Bu nedenle, yatırım fonları bol çeşitlemeli portföyler tutarlar. Sırf çeşitleme yapacağım diye getirileri ortalayarak vasati sonuçlar elde etmek yerine, çok iyi getiri sağlayacağını bildiğiniz tek bir şirkete yatırım yapmak elbette daha iyidir. Ama bu, yapılan bir iş değildir. Çünkü bu tek şirketin istikrarlı ve güvenilir bir şekilde tahmin edilmesi imkansızdır. Geniş biçimlerde çeşitleme yapmanın yaygınlaşması, Wall Street'in hakkında bolca atıp tuttuğu "seçilebilirlik" fetişinin, kendi içinde pratik bir inkarıdır
Hisse senedi analizinin ideal şekli, hisse fiyatının alım yapmak için cazip olup olmadığını belirlemek amacıyla, mevcut piyasa fiyatlarıyla karşılaştırılacak bir değer biçme sürecidir. Bu değer normal olarak, gelecek birkaç yıl içinde beklenen kazançların tahmini ortalamasının uygun bir "kapitalizasyon faktörü" ile çarpılmasıyla bulunur.
Gelecekteki kazançları tahmin etmek için kullanılan mevcut standart yöntem, hesaba geçmiş fiziksel iş hacmi ortalaması, satış fiyatları ve işletme kârları ile başlar. Geçmişteki iş hacmi ve fiyat seviyelerine dayalı varsayımlar daha sonra geleceğe uzatılır ve gelecekteki olası satış rakamları bulunur. Bu tahminlerin temelinde ilk olarak gayri safi milli hasılanın ekonomik tahminleri ve daha sonra sektöre ve şirkete has özel hesaplamalar yatar.