Dış enerjinin temel kaynağı güneştir. Güneş, bitki hücrelerinin içindeki simbiyotik yeşil bakteriler aracılığıyla, çıplak gözle görebildiğimiz tüm yaşamın tek enerji kaynağıdır. Enerjisi, yeşil güneş panelleriyle (yapraklar) yakalanır ve bitkilerdeki şeker ve nişasta gibi organik bileşiklerin sentezinde kullanılır. Bir dizi kimyasal tepkimeyle, yaşamın geri kalan kısmı, başlangıçta bitkilerin güneşten kaptığı enerjiyle çalışır. Enerji yaşam ekonomisi içinde, güneşten bitkilere, bitkilerden otçullara, otçullardan etçillere, etçillerden leşçilere akar. Her adımda, yalnızca yaratıklar arasında değil, yaratıkların içinde de, enerji ekonomisindeki her işlem masrafçıdır. Enerjinin bir kısmı kaçınılmaz olara ısı şeklinde boşa gider ve asla geri kazanılamaz. Güneşten kütlesel enerji akışı olmasa, yaşam dururdu, ya da ders kitapları böyle söylerdi.
Bu, hala büyük ölçüde doğrudur. Ama o ders kitapları bakterisiz ve arkesiz hesap yaptılar. Yeterince becerikli bir kimyagerseniz, bu gezegende güneşle başlamayan alternatif enerji akışı şemaları düşlemek olanaklıdır. Muhtemelen ilk önce bir bakteri vardı: Güneş enerjisini keşfetmeden de önce, 3 milyar yıldan daha önce. Bir tür dış enerji kaynağı olmalı, ama bu güneş olmak zorunda değil. Bir sürü cevhere kilitli kimyasal enerji, doğru kimyasal tepkimelerle serbest bırakılabilir enerji vardır. Canlı yaratıklar tarafından ekonomik açıdan çıkarılmaya değer kaynaklar, hidrojen, hidrojen sülfid ve bazı demir bileşiklerini kapsar.