Müslümanların komşu gruplarla ilişkilerindeki değişimler de, benzer şekilde Kuran’da yansımasını bulmaktadır. O, diğer dinleri kabul etmekte, İsa’ya, Musa’ya ve diğer Musevi ve Hıristiyan ulularına saygı göstermekte ve “Kutsal Kitap’taki diğer kişileri” tanımaktadır. Fakat tarihsel koşulların değişmesiyle birlikte Kuran’ın “ötekiler”e karşı tutumu da değişmiştir. Örneğin hicreti izleyen dönemde Müslümanların Medine’deki büyük Yahudi topluluğuna yönelik duyguları son derece olumluydu. Allah, Kuran’da önce: “Musa’nın bir rahmet, bir rehber de olan kitabıyla...” (11. Sure, 17. Ayet) yorumunda bulunmaktaydı. Müslümanlarla Yahudiler arasında gerginlik başlayınca Allah, Müslümanların Yahudilere yakınlık göstermesini yasaklar:
Ey inanmış olanlar! Sizden ayrı olanları sırdaş edinmeyin, size kötülükten geri kalmazlar, isterler ki bunalınız, onların hınçları sözlerinden bellidir, içlerinde saklı olan daha büyük şeyler var. (3. Sure, 118. Ayet).
Bir birey olarak insan, ölmeye mahkumdur. Kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmak, bir bireyin hayatta ulaşabileceği mutluluğun ilk koşuludur. Herkesin kendi tercihleri vardır. Bazıları bahçıvanlığı ve çiçek yetiştirmeyi sever. Diğer bazıları, insanları eğitmeyi tercih eder. Çiçek yetiştiren insan, başkalarından herhangi bir şey bekler mi? Başkalarını eğiten kişi, çiçek yetiştiren kadar çalışmak zorundadır.
Mustafa Kemal Atatürk
...küçük aşırı dinî kültler olsun, kitlesel geniş grup hareketleri olsun, köktendinciliğin aşırı biçimlerinin paylaştığı ruhsal öğelerin
bir listesini yapalım:
“Gerçek” İlâhî metin ya da kurallara sahip oldukları yönünde mutlak bir inanç.
İlahi metnin bir yorumlayıcısı olan bir üst lider.
“Büyüsel” inançların sergilenmesi.
Kötümser tutum.
Aynı anda var olan paradoks tümgüçlülük ve kurban edilme duyguları.
Grup ile dış dünya arasında psikolojik (ve bazen fiziksel)
barikatların kurulması.
Grup sınırlarının dışında kalan kişilerden ve şeylerden
tehdit ya da tehlike beklentisi.
Çoğu kez kadınların alçaltılmasını da kapsayan, aile, cinsiyet, çocuk bakımı ve cinsellik normlarında değişiklik.
Sonuçta toplu intiharın, cinayetin ya da grubun inançları
açısından tehdit olarak algılanan anıt ya da binaların tahrip edilmesinin kabullenilmesine varan, ortak ahlâk anlayışında değişiklik olması.
Bu listeden de görebileceğimiz gibi, aşırı dinci gruplardaki lider-yandaş etkileşimlerinin psikolojisi, bu kitabın önceki bölümlerinde incelenmiş olan diğer gerilemiş gruplara benzese de, köktendincilikte geniş grup gerilemesinin bazı işaret ve belirtilerinin bir kümesine vurgu söz konusudur...
Kuşkusuz, tüm dinler bir yana tüm köktendinci hareketler,
yandaşlarını Waco’da olduğu gibi trajik ve vahşi sonuçlara itmez. Dinler insanlık ideallerini ateşleyebilir, bireylerin olumlu eylemler gerçekleştirmesine destek olabilir ve yaratıcı dürtüleri ve sanatsal yaratıcılığı kamçılayabilir. Fakat, aynı zamanda tarih boyunca insanlar, din adına, sözle ifade edilemez acılara yol açmışlardır. Şu halde kendi başına din, yansız bir tutum içindedir:
Dinler, özgül ruhsal yapıya ve grup etkisine bağlı olarak bireyleri ıslah edebilir ya da zehirleyebilir.
Bilimsel kuramların olayları betimlemekteki başarısıyla birlikte, çoğu insan Tanrı’nın evreninin bir yasalar kümesine göre evrim geçirmesine izin verdiğine ve bu yasaları bozacak şekilde evrene müdahale etmediğine inanmaya başlamıştı. Fakat bu yasalar, evrenin başlangıçta neye benzediğini söylememektedir. Saatin parçalarını bir araya getirip çalıştıran ve onun nasıl bir başlangıç yapacağını seçen, yine Tanrı olabilirdi. Evrenin başlangıcı olduğunda onun bir yaratıcısının bulunduğunu da varsayabiliriz. Fakat evren bütünüyle kendini içermekteyse, ucu bucağı yoksa, ne bir başlangıcı, ne de sonu varsa; yalnızca olmuşsa.
O zaman bir yaratıcıya yer var mıdır?
Stephen Hawking