Osman Aygün

Osman Aygün
@Oa89
free your mind
Salonun bir köşesinde Balkan Savaşı’na katılmış olan birkaç subay ateşli bir konuşmaya dalmışlardı. İçlerinden birisi, “Bu Türk askerleriyle hiçbir şey yapılamaz,” diyordu. “Öküz gibidirler. Sadece kaçmasını bilirler. Acırım böyle beyinsiz bir sürüyü idare etmek zorunda kalanlara.” Mustafa Kemal bu sözleri duyunca öfkeyle lafa karıştı. “Paşa,” dedi. “Ben de askerim. Bu orduda ben de komutanlık ettim. Türk askeri kaçmaz.Kaçmak ne demektir bilmez. Onun sırtını döndüğünü gördünüzse, mutlaka başındaki komutanı kaçmıştır. Kendi kaçışınızın ayıbını Türk askerlerine yüklemek haksızlıktır.”
Sayfa 170·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Geri çekiliş sırasında yanı başında bir erin, “Şu bizim komutanlar da amma korkak yahu! Rusları öldürüp duruyordum. Bizi ne diye geri çekerler?” diye söylendiğini duydu. “Pekâlâ,” diye cevap verdi. “Ama savaş bir tek senin Rusları öldürmenle kazanılmaz. Kocaman bir ordu bu. Geri çekilmesinin belki de, senin anlayamadığın bir nedeni vardır.” “Sen kim oluyorsun ki?” “Ben senin komutanınım.” Askerin yüzünde bir şaşkınlık belirdi. Sonra yumuşayarak, “O zaman başka,” dedi. Subaylarının, her zamanki gibi, en önden kaçtığını sanmıştı.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal, “Tek bir dakikamız kaldı,” dedi. “O dakikayı da kaçırırsak genel bir felaketle karşı karşıya geleceğiz.” Buna karşı ne düşündüğü sorulunca, “Birleşik bir komuta,” diye cevap verdi. Sonra daha da ileri giderek, “Tek çare, bütün birlikleri benim emrime vermektir,” dedi. Kurmay başkanı biraz alayla, “Çok gelmez mi?” diye sordu. Mustafa Kemal, “Az gelir!” diye cevap verdi.
Sayfa 130
Tarih
Bir gün danslı çay saatinde, Sofya’da şık bir gazinoda oturmuş, orkestrayı dinliyordu. O sırada köylü kılığında bir Bulgar girip, yanındaki masaya oturdu. Garsonu üst üste çağırdı; garson onu önce önemsemedi, sonra da servis yapmayı reddetti. Arkadan da gazinonun sahibi, köylüye çıkıp gitmesini söyledi. Köylü, “Beni buradan atmaya nasıl cesaret edersiniz?” diye kalkmayı reddetti. “Bulgaristan’ı benim çalışmam yaşatıyor. Bulgaristan’ı benim tüfeğim koruyor.” Bunun üzerine polis çağırdılar. O da köylüden yana çıktı. Köylüye çay ve pasta getirmek zorunda kaldılar, o da bunların parasını tıkır tıkır ödedi. Mustafa Kemal sonra, bu olayı arkadaşlarına anlatırken, “İşte ben Türk köylüsünün de böyle olmasını istiyorum,” dedi. “Köylü memleketin efendisi durumuna gelmedikçe, Türkiye’de gerçek bir ilerlemeden söz edilemez.” Kafasında, ilerideki Kemalist slogan böyle filizlenmişti: “Köylü, memleketin efendisidir.”
Sayfa 97
Tarih