Gökhan

Gökhan
@Obblomov
eve geç kaldım yalnızlık bekler.
Gebze/Kocaeli
1995
125 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
hayata yerleştiğimi hiç hissetmedim. evime girdiğimi hiç hissetmedim, voleta hiç benimmiş gibi gelmedi, şirketin başarı ya da başarısızlıklarında ne göğsüm kabardı ne üzüntü duydum. araba kullanırken geçtiğim yerlere, gördüğüm insanlara pek dikkat etmedim, yemekleri çok ayırt etmedim. dikkatimi çeken şeylerden birisi, başkasının otomobillerin çekişi ya da vites değiştirirken hissettikleri ile yemeğin içindeki mantarla uyumu ile peynirdeki bekleme ve yağ oranı ile havadaki nem oranı ile... ilgili söyledikleri oluyordu. ben havayı da, mantarı da, vitesi de fark etmiyordum. dünyadan kesilmiş bir dilim et gibiydim de etin kalan kısmı ile hiçbir duyu alışverişim yoktu. ondan kesilmiş bir parça olduğumu da duymuyordum. öyle baygın, kendi kendime yana yatmış, sanki belli belirsiz bir kan sızdırarak duruyordum.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
bana bakanın gözüne de sanki bir grilik çöküyor, başkaları geldiğindeki gibi karşılanmıyor, öyle uğurlanmıyordum. kızların bana bakışı bezgin ve anı idare eder halde, erkeklerinki tamamen umursamaz şekildeydi.
insanları daha büyük ve değerliyi, başkayı ve önemliyi hepi topu birkaç saniye bakarak geçtiklerini ve daha geçerken unuttuklarını, sonra en sıradan ve kaba şeye tüm benlikleri ile eğilebildiklerini o zaman gördüm.
ben kendimi ömrüm boyu, neden bilemem, aslını bilemem, sebeplerini bilemem, bir kusur timsali olarak gördüm. bir kusur sürahisi idim de ne akıtsam öyle akıtır, kusurlu akıtırdım. hep eksik ve kırıktım da tamlanamazdım. hep yarım ve yanlış anlamadaydım da doğrulamazdım. hep bir ayıp gizlemek zorundaydım da bu ayıp zaten bendim, bundan kurtulamazdım.
hayat beni önüne katıp sürüklemesin diye sürüklediklerine bakıp onlardan ayrı bir baş tutmak istedim. çünkü hayattan iğreniyordum. nesini öğrenip, anlayıp, anlamlandırılmış haline şahit olsam, ikna olsam da bu iğrenme duygum ve burada olmadan duyduğum utanç hiç geçmedi. bunu kime şikayet edeceğimi çok düşündüm, bu utancı kime aktarayım diye dört döndüm, nafile. an oldu ya da gün oldu şartlar sebebi ile iğrenmede beni geçenler olduğunu da gördüm ama buna hiç inanmadım. onlar hayattan değil, şartlardan iğreniyorlardı. ben bütün şartları sıyırdığımda kalandan iğreniyordum, tabakta kalandan değil ya da önüme kalandan değil, tabağın kendisinden ve önüme bir şey gelmesi, konması halinden iğreniyordum. bu tiksintim hiç hafiflemedi.