Bu kitabı okurken içimde bir düğüm oluştu. Jean-Paul Fournier, alkolik babasının ani ölümü sonrası onunla olan karmaşık ilişkisini, eksik kalan sevgiyi, söylenmemiş sözleri büyük bir sakinlikle ama çok derinden anlatıyor.
Bu kitap beni derinden etkiledi. Fournier, alkolik babasının ani ölümü sonrası geçmişe dönüp evdeki sessizliğe, eksik kalanlara bakıyor. Babası doktordu, hayatlar kurtarmıştı. O yüzden “Asla kimseyi öldürmedi benim babam” diyor. Ama eve her akşam sızmış halde dönen bir adam, bir aileye başka türlü zarar verebiliyor.
Annesi onun yüzünden pek çok sıkıntı yaşamış, evde sevgi değil tahammül varmış. Bu satırları okurken kendi hayatımdan izler buldum. Herkesin sustuğu, görmezden geldiği şeylerin yıllarca birikip nasıl ağırlaştığını çok iyi anlatıyor.