Ben Gülşah, modern zamanların Mecnun'u, Ferhat'ı, Aslı'sı, Kerem'iyim. İzlediğiniz her aşk filminin favori repliği, dinlediğiniz şarkıların dile dolanan dizesiyim. Ben hayatı boyunca gerçek anlamda hiç SEVİLMEMİŞLİĞİNİN hüznünü Şahin'le yok etmeye çalışan küçük bir çocuk kalbiyim.
....Kürtçe bir ağıtta, bir halayda, bir Ahmet Kaya şarkısında, bir bağlamaya dokunan ince parmaklı ellerde ve tüm ez te hezdıkımlarda görüyorum ben onu.
Petrarca bir sonesinde, Yüreğinin nasıl yandığını söyleyebilenin ateşi azdır, diye yazmış. Evet, konuşabildiğine, yazabildiğine, sözcükleri sıralayabildiğine göre, bu muhtemelen kederin küçük ateşidir. Sadece şunu merak ediyorum: Acaba bu sözcüklerin çırası ateşi yatıştırıyor mu, yoksa onu daha da mı harlıyor?