Spoiler
Tıp okumak için Viyana'ya gelen Berger'in onu sevenlerden (ailesinden) uzak yeni tanıştığı bu şehre, insanlara ve hayata ait hissedememesini konu alıyor.
İç sesi bile sürekli kendisini hor görürken etrafındakiler gibi olmaya çabalayan ama asla başaramayan, yetişkin olmaya çalışan bir "çocuk" Berger.
Onu derinlemesine yoran ruh hali bir zaman sonra okulu iyice boşlamasına hatta bırakmasına kadar varıyor fakat hikayenin sonuna yaklaştıkça yan komşusu olan ev sahibesinin kızı, kızıl hastalığına yakalanıyor ve Berger'in kendini bulmasına, yaşama ve okuluna dönmesine sebep oluyor bu durum. Kızın bakımını üstleniyor, onunla ilgileniyor ona karşı bir kardeş sevgisi hissettiğini düşünen karakterimiz gidip 13 yaşındaki küçük kızı dudaklarından ("onun da gözlerine bakarak aldığı izinle") öpüyor ve Kızıl hastalığına yakalanıyor ve kitabımız Berger'in akıbeti bilinmeden sonlanıyor.
(Netice itibariyle hızlı okunabilecek,ne gerek varmış okunmasa da olurmuş dedirtmeyen, ortalama, akan bir kitaptı)
Söylemeden geçemeyeceğim son hususa gelirsek,
Zweig'in kitaplarında karakterlerin iç dünyasını filtresiz yazmasını hep sevmişimdir ama gel gelelim başkarakter ne kadar 18lerinde, üniversite öğretiminin başında ise de bana göre bu kızı kardeşi gibi hissetiğini okura bildirmişken üzerine kalkıp öpmesini aklamaz, saygılar.