Eser, bir avukatın kendi hayatına ve mesleğine dair gözlemleriyle başlıyor. Yanında çalışan kâtiplerden ( Hindi, Kerpeten, Zencefil ) bahseder; her birinin kendine has eksiklikleri vardır.
İşleri kolaylaştırmak için yeni bir kâtip arayışına girer ve işte o sırada Bartleby ile tanışır. Başlangıçta Bartleby sessiz, itaatkâr, gayet çalışkan bir kâtip olarak görünür. Ancak kısa süre sonra, ondan istenen bazı işleri yapmayı “Yapmamayı tercih ederim” cümlesiyle reddetmeye başlar.Bu reddediş, giderek tüm hayatını kaplar; Bartleby hiçbir şey yapmamaya, hatta yaşamayı bile reddetmeye doğru ilerler.
Çerezlik bir kitaptı biliyorsunuz sayfa sayısı çok az. Birşey anladın mı dersen, yazar niye yazmış pek anlayamadım. Kitap kendini okutturuyor ama pek beni çekmedi konusu yine. Konusu; Kitabın anlatıcısı olan mühürdarlık bürosu sahibi beyefendi, yanına aldığı katip’in zamanla çoğu işi kendi deyimiyle “yapmayı tercih etmiyorum” diyerek yapmamaya başlaması aynı zaman da da ofisi kendi evi gibi kullanması, bunun sonucun da avukatın onu kovması için uğraşması fakat bir yandan da bu adama acıyıp neden böyle yaptığını anlamaya çalışıyor. Sonun da ofisinden kovduğu halde gitmeyen adam dan kurtulmak için ofisini değiştiriyor. Eski ofisine yeni taşınan adamlarda bu katipten bir türlü kutulamaz ve avukata gidip eski çalışanı ile konuşup ofisten çıkmasını isterler ama sonuç başarız olur. Sonun da katip’i polis zoru ile çıkarırlar. Hapishanede katip yine konuşmuyor sonun da ölüyor. Bartleby’in hikayesini bitiren anlatıcı son olarak sonradan onun hakkında bir takım bilgiler edindiğini, onun eskiden mektupları yakmakla görevli bir memur olduğunu ifade ederek kitabı bitiriyor.
Merhaba! Uzun süredir inceleme girmiyordum.Bu kitap hakkında ne söyleyebileceğimi tam olarak bilemiyorum aslında.Onun için kısaca konusundan bahsetmek istiyorum sadece.Roman Bartleby adındaki oldukça gizemli genç bir kâtibin çalıştığı bürodaki patronunun ve çevresindeki diğer insanların emir, istek ve önerilerine “Bunu yapmayı tercih etmiyorum.”, “Burada kalmayı tercih ederim.”, “Bunun hakkında konuşmayı tercih etmem.” gibi cevaplar vermesiyle sürüp giden monoton ve biraz sinir bozucu bir romandı.Monotonluğuna rağmen sonuna kadar Bartleby’nin bu cevaplarının altında yatan sebebi merak ettiğim için kitaba devam ettim ama romanın sonunda yazar, okuyucuyu pek de tatmin etmeyecek bir cevapla sonlandırıyor romanını.Kısacası aklımda Bartleby hakkında çok fazla cevapsız soru bıraktığı için kitabı sevemedim.Ama bu kitabın yazarı aynı zamanda Moby Dick’in yazarı olduğu için yazarı eleştirmek haddimi aşmak gibi geliyor.
Kesinlikle farklı bir yayınevi ve çevirmenden tekrar okunmalı. Konusu oldukça ilginç ve insanlığa dair çokça mesaj içeren kısımlar var. Sonu hüzünlü biten kitaplar arasında yerini aldı bile..
Katip BartlebyHerman Melville · Kızıl Panda Yayıncılık · 202115,5bin okunma
Katip Bartleby , bir avukatın yanında üçüncü katip olarak işe başlamıştır. Avukat ondan kopya çıkarmasını isteyince tercih etmediğini söyler ve avukatın söylediği diğer bütün işleri yapmayı ‘tercih etmez’. Avukat reddedildiği tüm cevapları anlamaya çalışır. Aksi biri değildir katip, oldukça naziktir sadece tercih etmemektedir.
Bu durum onun ofiste artık hiç bir iş yapmadığı bir noktaya gelince avukat başka çareler düşünmek zorunda kalır. Katip ofisi de terk etmemektedir, kendi minicik yaşantısına devam eder. Aldığı tüm kararları ve özellikle katibi takip eder avukat ancak kitap hikayenin sonunu belirsizlikle , okuyucuya bırakır.
Moby Dick’ in yazarının kaleme aldığı bir oturumluk bir kitap. ‘Tercih etmemek’ cümlesini dilinize dolayan bir hikaye.. okumak da ‘tercihiniz’ olabilir..
Katip BartlebyHerman Melville · Kızıl Panda Yayıncılık · 202115,5bin okunma
Tel oturuşta okunacak, kalpte burukluk bırakan bir kitaptı. Beni çok etkilediğini söyleyemem, sanırım kitap boyuncu sonunun bir yere bağlanacağını düşündüğüm dolayı beklentilerim karşılanmadı.
Senin için inceleme yazmayı tercih ediyorum Bartleby.
Yazarın kaleme aldığı avukatın 3 katibi vardır (Zencefil ,Kerpeten, Hindi) 4.sü ise Bartleby'dir.
Bartleby işe alındığı ilk günlerde çok iyi bir çalışandır, işvereninin ilgisini ve sempatisini kazanır fakat çok zaman geçmeden, verilen her iş için"yapmayı tercih etmiyorum", "gitmemeyi tercih ederim" benzeri eylemden uzak olan bu tercih etmek ve etmemek kalıplarını kullanmaktan başka hiçbir şey yapmaz (-Sayende tercih ediyorum ve etmiyorum dediğimde hep aklımda olacakmışsın gibi hissediyor ve geriliyorum sayın Bartleby-) ve durum böyleyken patronunun ofisinde konaklamaya da başlamıştır. Çok nazik, dürüst ve yalnız biridir Bartleby ve patronu onu kovmak istese de yapamaz ve garip olan şudur ki aslında onu kovmak için elinde onca sebep varken içten içe bunu yapmak da istemiyordur. Artık bir gün onu kovması gerektiğinde karar kılıp bunu yapar ama bu sefer de "gitmemeyi tercih ediyorum" şeklinde bir yanıt alır. Koskoca avukat bu adamı işten çıkaramadığı için çeşitli bahaneler sunarak ofisini taşıması gerektiğini söyler ve bu şekilde Bartleby ile yollarını ayırır. Daha sonra eski ofiste kalan Bartleby'den sonradan oraya gelen herkes rahatsız olur onu son tanıyan kişiye de bu hususta ulaşırlar ve bu rahatsız edici adamla ilgili ne yapabileceklerini anlamak isterler tabii yardımcı olamaz eski patron çünkü o da onun hakkında hiçbir şey bilmiyordur.
Hikayenin sonunda polise teslim edilen Bartleby The Tombs'a nakledilir. Onu ziyarete gittiğinde hiçbir şey yemediğini anlar ve para karşılığında iyi yemekler yapan bi aşçıbaşına emanet edip gider, ikinci ziyaretinde ise bahçede koca duvara karşı uzandığı sanılan Bartleby'e yaklaştığında artık nefes almadığını anlamıştır.
Kısacık ama hem çevirisiyle, hem sonuyla, hem de biraz da
Kâtip Bartleby.. Bu kitabi özetlemek için 'Burada ne sefil bir arkadaşsızlık, ne sefil bir yalnızlık vardı öyle!' cümlesi yeterli olur bence... Melankoli hissi üstüne sinmiş Kâtip Bartleby kapali bir kutu hikaye boyunca.
Katip BartlebyHerman Melville · Kızıl Panda Yayıncılık · 202115,5bin okunma
Pasif Direnişin Sessiz Çığlığı: Katip Bartleby
Herman Melville, Katip Bartleby’de modern dünyanın çarkları arasına sıkışmış bir adamın, hiçbir eylemde bulunmadan sergilediği o devasa başkaldırıyı anlatır. Wall Street’in gri ve mekanik ofislerinden birinde işe giren Bartleby, başlangıçta kusursuz bir kâtiptir; ancak bir gün kendisine verilen bir göreve karşı o meşhur cevabını verir: "Yapmamayı tercih ederim." Bu basit cümle, sistemin tüm mantığını ve otoritesini felç eden sarsıcı bir meydan okumadır.
Melville; nezaketle söylenmiş bir "hayır"ın, öfkeli bir isyandan çok daha yıkıcı olabileceğini Bartleby’nin silik ama dirençli figürü üzerinden kanıtlar. Bartleby ne bir şey ister ne de bir şeye karşı çıkar; o sadece var olmayı ve bu varoluşu hiçbir kalıba sığdırmamayı seçer. "Ah Bartleby! Ah insanlık!" nidasıyla sona eren bu öykü; çalışma hayatının anlamsızlığını, bireyin toplum içindeki derin yalnızlığını ve pasif direnişin sarsılmaz gücünü edebiyat tarihine altın harflerle kazıyan bir varoluşçu manifestodur.
Katip BartlebyHerman Melville · Kızıl Panda Yayıncılık · 202115,5bin okunma
Herman Melville, Amerikalı yazardır.
Bir Amerikan edebiyat klasiği kabul edilen Moby Dick adlı ünlü romanın yazarıdır. Uzun yıllar boyunca unutulmuş bir yazar olarak kalmış; 1920'li yıllarda yeniden keşfedilip büyük bir yazar olarak kabul edilmiştir.
Yaşamı
1819'da New York'ta dünyaya geldi. Sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur. 1830'da iflas eden babası, iki yıl sonra hayatını kaybedince Herman Melville, çocuk yaşta çalışmaya başlamak zorunda kaldı. Bir yandan okuyup bir yandan çeşitli işlerde çalışarak geçen beş yıl boyunca tarih ve antropoloji kadar Shakespeare'in eserlerini okuyarak kendini geliştirdi.
On sekiz yaşında Liverpool'e giden bir gemide tayfa olarak iş buldu; aynı gemi ile tekrar New York'a döndü. Bu deneyim, ona ileride yazacağı romanlar için malzeme sağlayan seyahatlerden ilkidir.
Bir kaç yıl New York'ta özel ders vererek hayatını kazanmaya çalışan Melville, 1841'de Acushnet adlı bir balina gemisine denizci olarak kabul edildi ve Pasifik'te yeni bir seyahate başladı. On sekiz aylık bir yolculuğun sonunda gemidekilerin kötü tavrından yıldığı için bir arkadaşı ile birlikte Markiz Adaları'nda gemiden kaçtı. Yamyam olarak bilinen Typee yerlilerinin arasında bir ay kadar yaşadı. Adaya gelen bir Avustralya gemisi ile yeniden denizciliğe döndü ancak gemide çıkan isyana katılmakla suçlandığı için Tahiti civarında bir yerel hapishanede birkaç gün tutuklu kaldı. 1843 yazını Tahiti'de yerliler arasında geçirdi. İleride yazacağı Moby Dick adlı romanın düşünsel altyapısı bu sırada oluştu. Bir başka balina gemisi ile Hawaii'ye kadar gitti.
Otuzlu yaşlarında Boston'a döndükten sonra artık deniz seferlerine bir son vermişti; ailesinin teşviki ile kitaplarını yazmaya başladı. 'Tippee' ve 'Omoo' adlarını taşıyan ilk iki kitabı 1846'da yayınlandı. Bu kitapları, yerliler arasında geçen günlerine aitti. 1850 yılında yayınlanan 'White Jacket'ta ise bahriye erlerinin zorlu hayatını anlattı. İlk kitapları onu bir anda hem İngiltere hem Birleşik Devletler'de çok ünlü bir yazar haline getirdi. Bu dönemde eski bir aile dostunun kızı olan Elizabeth Knapp Shaw ile evlendi. Çift, dört çocuk sahibi oldu. 1850'de Massachusetts'te bir çiftlik evi satın alan Melville, çiftlik işleri ve yazı ile uğraşarak 13 yıl boyunca bu evde yaşadı. 'Arrowhead' adını verdiği ev, günümüzde müzedir.
Yazar, en büyük eseri Moby Dick'i 1851'de tamamladı. Başlangıçta, balina avcılığını anlatan bir serüven öyküsü olarak tasarladığı kitabı tamamlamak üzere iken Amerikalı yazar Nathaniel Hawthorne ile tanışıp arkadaş olmuştu. Hawthorne'un tavsiyesi ile kitabını simgesel anlamlarla yüklü bir romana çeviren Melville, eseri dostuna adadı. Ancak kitap yayınlandığında beklediği başarıyı yakalayamadı ve çok olumsuz eleştiriler aldı.
Yayımcısı Harper's bir sonraki romanını basmayı reddedince maddi sıkıntıya giren Melville 1866'da New York'ta gümrük müfettişi olarak çalışmaya başladı. Bu dönemde yazdığı 'Pierre' ve 'Piazza memories' gibi kitaplar ilgi görmedi. Son yıllarında düz yazıyı bırakarak kendini tamamen şiir yazmaya verdi; şiirlerini kendi parasıyla bastırdı.
1888 yılında emekli oldu ve en büyük eserlerinden biri sayılan 'Billy budd'ı yazdı; eseri bastırmaya fırsat bulamadan 28 Eylül 1891'de New York'taki evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Uzun yıllar boyunca unutulmuş bir yazar olarak kalan Melville, 1920'li yıllarda yeniden keşfedildi ve büyük bir yazar olarak kabul edildi. Eserleri Amerikan Kütüphanesi tarafından toplanıp basılan ilk yazar oldu.