Ölü doğan insan, Bartleby
Tek tercihi hiçbir şeyi tercih etmemek ve durmak, evet durmak, bütün mesele bu.
Beyaz mantolu adamı hissettim bu satırlarda,
Mersault'u tanımaya çalışırken buldum kendimi ama anlamlandıramadım bu satırlarda yaşamı, Bartleby'in yaşamını.
İnsanlar arasındaki uyumsuz, pasif direniş:Bartleby
Okurken sıkça "Neden" sorusunu sormaktan ve hissizliğe veya karanlığa düşmekten alıkoyamayacaksınız kendinizi..
Edit- 14.04.2020
Gün geçtikçe yavaş yavaş Bartleby'e dönüşmeye başlıyorum, tanrım (eğer var isen) al şu canımı artık. Eksikliğimle fazlayım bu dünyaya, her şeyin fazlası zarardır.
Yeni edit- 3 Mart 2021
Gün geçtikçe Bartleby'e dönüşmeye başladığımı söylemişim. Bunu görünce hayret ettim, ben mi yazmıştım bunu? Ben yazmışım, başkası yazacak değil ya.
Neden yazmışım? Genç ve/veya çocukmuşum, kötü hissetmeyi hiçbir şey hissetmemek sanmış olabilirim ama sanmayın ki hiçbir şey'i hissetmedim! Bu his -ya da hissizlik, artık ne derseniz (hissizlik de bir his bla bla (?))- neden gün geçtikçe beni eritiyor bilemiyorum. Şimdi biraz düşününce -ki bu editi de yorgun ve bıkkın bir şekilde yapıyorum, yine de felsefe yapma gücünü buluyor(?)um kendimde- 'hissettiklerimizle varız' fikri içime işliyor, çünkü deneyimliyorum. Hissetmedikçe yok oluyorsa insan, hissettikçe de var oluyordur. O halde hem hisseden hem de hissetmeyen? Sanırım hem varlar hem de yoklar. Bu nasıl mümkün olabilir?
Hissettiğimiz kadar varız fikri doğru olmayabilir, olmasın. Algıladığımız kadar varlar dersek, algılandığımız kadar da var oluyoruz demeye işaret etmiş oluyoruz. Bir hiç isek algılanıyor olmamız da azalır, buna öyle alışılır ki, artık var değilmişiz gibi hissedebilirler bizi algılayanlar. Beni var etmek bana düşmüyor demek ki -eger bu düşünceyi doğru sayacak olursak-, var olmam için