Engelli bir çocuğun ölümünün insanı daha az üzdüğünü düşünmemek gerek. Böyle bir çocuğun ölümü, normal bir çocuğun ölümü kadar üzücüdür.
Hiç mutlu olmamış, dünyaya sadece acı çekmek için ufak bir gezinti yapmaya gelmiş olan birinin ölümü korkunç bir şeydir. Bir gülümseyişinin anısını saklamak bile çok zor.
Bir çocuk çikolatalı krema yerken üzerini batırdığında herkes güler, ama bu engelli bir çocuksa, gülünmez. Engelli bir çocuk kimseyi güldüremeyecek, asla ona gülerek bakan yüzler göremeyecek ya da birkaç aptalın alaylı gülüşlerine muhatap kalacak.
Çünkü ne yazık ki, benim küçük kuşlarım, siz birinci tekil şahısta ve şimdiki zamanın haber kipinde, birinci grup fiillerden "sevmek"i asla kullanamayacaksınız.
"İnsan kafasındaki zaman kavramı, garip ve çelişik bir konudur. Olaysız ve tekdüze geçen zaman, insana, bitmez tükenmez gibi gelir diye düşünülür. Akla yakın olan da budur, ama gerçek öyle değildir. Asıl durgun, olaysız günler hemen geçiverir. İlgiyle beneklenen, trajik olaylarla hirpalanan, sevinçle çatlayan anlar, belleklerde derin izler bırakır. Gerçeğin böyle olduğunu, düşününce siz de kabul edersiniz. Olaysız geçen zamanın bağlanacağı nirengiler yoktur. Hiç ile hiç arasında geçen zaman, zaman değildir."