Teknik kötü bir üne sahiptir; ruhsuzmuş gibi görünebilir. Ancak, elleri son derece eğitilmiş insanların tekniğe bakışı böyle değildir. Bunlara göre teknik, ifadeyle sıkı sıkıya bağlantılıdır.
Belki de bizim izlediğimiz yol mantıksal olarak, şair William Carlos Williams'ın 1930'larda '' şeylerin içindekilerden başka hiçbir fikir'' olmamalı diye ilan etti durumda sona eriyor. Şair soyut konuşmadan nefret ediyordu; en iyisi '' gün boyunca el ile dokunduğumuz şeyler'' ile meşgul olmaktı. İşte bu, geçmişte zanaatkarın amentüsü olmuştu.
1756 yılında virtüöz Isaac Ware, The Complete Body Of Architecture adlı bir kitap yayınlamıştı; bu kitap doğallığın anlamını ortaya koymaya çalışıyordu. Onun önerisine göre bir binanın dış cephesi, içinde kullanılan malzemelere benzemeliydi; işte bu, binayı dürüst kılardı ve aynı zamanda kaba saba biçimsiz yapardı. Ware bu yüzden köylülerin kulübe fırınlarından fışkıran renklerin duygulu kışkırtıcılığını sevmişti.
1745 yılından Ware kendi Wrothan Parkını tasarladığında, buradaki ev basit kırmızı tuğlalı bir evdi. (19. yüzyıldan sonra bu binanın duvarlarına kalın bir çimento sıvası sürülmüş durumdadır.) ve kendisi de Londra'da artık fakir evlerinin bir işareti sayılan'' dürüst tuğla''dan evlere hayranlık duyardı. Ancak 18. yüzyılın bu lezzet otoritesi dahi, çelişkili bir şekilde bu tuğlaların köylü işi göründüğüne ve bu yüzden üzerlerinin kapatılması gerektiğine inanırdı. Ware '' adil mimarları'' şerefli'' binaların ön cephelerinde tuğla kullanmamaları konusunda uyarmıştı. Aslında tuğla ile karşı karşıya getirilen bir malzeme olan sıvada ki yapaylık sorununu da görmüştü.