Chambers, bizim yazarlarımızdan çevirdiklerine hemen hiçbir şey eklememişti. Dolayısıyla bütün bu durum işçilere başvurmamızı gerektiriyordu. Biz de Paris'in ve krallığın en usta işçilerine başvurduk; onların atölyelerine gitmek, söylediklerini yazmak, düşüncelerini ortaya dökmelerine yardımcı olmak; bunlardan, mesleklerine özgü terimlere çıkarmak, çizelgeler oluşturmak ve bunları tanımlamak, anılar anlatanlarla konuşmak ve bazılarıyla hem uzun, hem de sık sık yaptığımız görüşmelerle, başkalarının kusurlu, karanlık ve kimi zaman gerçeğe uymaz açıklamalarını düzeltmek (bu tür bir saldırganlıkla davranmak gerekliydi) zahmetine girmekten kaçındık. Aynı zamanda edebiyatçı olan zanaatkarlar da vardı ve onların adını burada anabilirdik ama sayıları pek az olacaktı. Mekanik sanatlarla uğraşanların çoğu, bu işi mecburiyet sonucu kabul etmişlerdi ve içgüdüyle iş görüyorlardı. Bin işçi arasında, kullandığı aletler ve yaptıkları ürünler konusunda anlaşılabilir açıklamalar yapan on kişi zor bulunur. Kırk yıl çalıştıkları halde makinelerinin ne olduğunu pek bilmeyen işçilerle karşılaştık. Onlara, Sokrates'in övündüğü nazik ve zahmetli işlevi yani ruhu doğurtma işlevini, obsetrix animorum'u ( ruhun ebesi/ manevi danışman) uygulamak gerekti.