OguzHKilic

OguzHKilic
@Ogu_
Gerçekten de ne işçi ne de bu işi analiz eden kimse ne olup bittiğini açıklayabilirdi. Bizzat zanaat emeği sürecine dahil olan Diderot, hüner bakımından da ileri bir sınırı keşfetmişti; uygulamada iyi yapamadığı bir işi entelektüel bakımdan da kavraması mümkün olmuyordu.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir kimsenin yetenekler nihai amaç olan ustalığa yetmiyorsa, deneme ve yanılma çok farklı bir sonuca da götürebilir. Bu durum Diderot için de geçerliydi; pratik içine dalınca kendi eksiklerinin ve yanlışlarının '' onarılamaz '' olduğunu tespit etmişti. Kendini pratiğe açık hale getiren bunu yapmaya cüret eden kimse, bunun ardından yanlışlık yerine eksikliğin farkına varmalı, üstesinden gelebilmek için artık daha fazlasını yapamayacağı beceri sınırları üzerine kafa yormalıdır. Bunu ışığında, yaparak öğrenmek ilerici eğitimde her derde deva bir rahatlatıcılığa sahip olsa da aslına eziyetin bir reçetesi haline de gelebilir. Zanaatkarın atölyesi, bizde ki yetersizlik duygusunu harekete geçirdiği ölçüde, gerçekte bir eziyet okuludur.
Sayfa 128·Kitabı okudu
''İnsanlara daha iyilerini üretmeyi öğretmek için bir çırak ol ve kötü sonuçlar elde et. ''
Sayfa 127·Kitabı okudu
İnsanların nasıl çalıştığını açıklamak için kullandığı yöntem, modern antropologlar gibi, onlardan şunu istemekti. '' Paris'teki ve genel olarak krallıktaki en yetenekli işçilerle konuştuk. Onların atölyelerini ziyaret etmek, onlarla görüşmek onların söylediğini aynen kaydetmek, onların fikirlerini izlemek, tanımlamak, onların mesleklerine özgü koşulları açığa kavuşturma zahmetine katlandık. '' Bu araştırma kısa sürede güçlüklerle karşılaşmıştı çünkü zanaatkarların sahip olduğu bilgilerin büyük kısmı, dile getirilemeyen türden bilgiydi; insanlar bir şeyin nasıl yapılacağını biliyorlardı ancak bu bilgilerini kelimelere dökemiyorlardı. Diderot araştırmaları hakkında şu uyarıda bulunmuştu. '' Binlerce kişi arasında kullandıkları makinayı ya da aleti ve ürettikleri şeyleri açıklıkla anlatacak bir düzine adam bulunursa insan kendini şanslı saymalıdır. '' Bu gözlemde çok büyük bir sorun pusuya yatmış demektir. Derdini anlatamayan bir kimse, aptal demek değildir; aslında kelimelerle ifade ettiklerimiz, eşyalarla yaptıklarımıza oranla daha sınırlı olabilir. Zanaat işi, belki de insanların sözlü açıklama kapasitelerinin ötesinde bir yetenek ve bilgi alanı oluşturuyor; en profesyonel yazar için bile bir ilmiğin nasıl bağlandığını tasvir etmek, kendi gücünün ötesine geçebilir( ve muhakkak ki, benimkisi de böyledir.) İşte tam da insan sınırının bulunduğu nokta şurasıdır; dil, insan bedeninin fiziksel hareketleri için uygun bir ''(ayna-alet)'' değildir. Ve şu anda fiziksel bir pratik hakkında yazıyorum ve siz de bu konuda bir kitap okuyorsunuz.