OguzHKilic

OguzHKilic
@Ogu_
Vasari'nin ''hayatları'' kendi içlerinden gelişen sanatçılarla ilgilidir; bu sanatçılar bütün engellemelere rağmen eserlerini ortaya koymuşlardır, yaratıcılık arzuları özerktir. Sanat eserleri aşağılanma ve anlaşılamama durumunda bile sürdürülen içsel bir hayatın gerekçesidir; aslında Cellini de bazen bununla yüz yüze gelmiştir. Rönesans sanatçılar, özgünlüğün özerklik için sağlam bir toplumsal temel sağlamadığını keşfetmişlerdir.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dökümhaneden, onun kirinden gürültüsünden ve terinden asla utanmadı. Dahası dürüstlük üzerinde yükselen geleneksel zanaat değerini oluşturmak içinde büyük bir çaba harcadı. Autobiography'de hammaddesinden, altın, gerçek altın ve pek çok altın elde etmek için nasıl mücadele ettiğini anlatır; oysa onun zengin hamileri bile, yüzeysel süslemenin bir aldatmasına bile razı olabilirlerdi.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Sanatçı kendi çalışması için özgünlük arayışındadır; özgünlük ise tek başına olan yalnız bireylerin karakteristiğidir. Aslında pek az Rönesans sanatçısı tecrit halinde çalışmıştır. Zanaat atölyesi, sanatçının stüdyosu olarak devam etmiştir., burada asistanlar ve çıraklar yer almıştır; ancak bu stüdyonun ustaları aslında burada yapılan işin özgünlüğü hakkında yeni bir değer ortaya koymuşlardır. Özgünlük artık ortaçağ loncalarının ritüelleriyle kutsanmayan bir değerdir. Bu karşıtlık bugün bizim düşüncemizde şöyle bir bilgi halindedir; sanat benzersiz ya da en azında ayırt edici olan bir çalışmaya dikkat çeker gibidir; oysa zanaat daha anonim, kolektif ve süregelen uygulamaları tanımlar. Ancak bu karşıtlık konusunda kuşku duymamız gerekir. Özgünlük aynı zamanda toplumsal bir etikettir ve özgün olanlar, diğer insanlar ile özgül bağlar oluştururlar.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Bilinç Altı ile Hareket Etmek Ancak Bunu Bilememek...!
Üçüncü olarak da kalite ölçümleri arasındaki farklardan kaynaklanan bir sıkıntı daha vardır; bu ölçümlerden biri doğruluk, diğeri de pratik deneyim üzerinde yükselir. Bu ölçümler kuramsal düzeyde çatışırlar; örneğin sağlık hizmetlerinde reformcular doğruyu mutlak bir kalite standardına göre elde etmek istediklerinde, bu arzuları katıştırılmış pratik üzerinde yükselen kalite standartlarıyla uyuşturulamaz. Felsefeci ise bu çatışmada, örtülü ve açık bilginin birbirinden uzaklaşmasını tespit eder; iş yerindeki zanaatkar da zıt yönlere çekiştirilir. Bu üç sıkıntıyı, bunların tarihine daha derinden baktığımız zaman kavrayabiliriz.
Sayfa 73·Kitabı okudu