"Tarihin iradesi karşısında fertlerin ne önemi var ki?" Belki hatırlarsın, Ahmed Rıza'nın sözleriydi bunlar. Üstelik sen de hak veriyordun onun sözlerine. Fertlerin mutlu olması için bütün bir toplumun mutluluğuna ihtiyaç vardı, aslolan da işte buydu. Meseleye bu açıdan bakınca tek tek insanların hiçbir kıymeti yoktu.
Lakin mağlup olmuş insanların mazeretlerini kimse dinlemez... Ne mazeretlerini, ne çektiği acıları, ne hayal kırıklıklarını, hatta ne de özürlerini... Mümkünse bu dünyada mağlup olmayacaksın Ester... Zayıf düşmeyeceksin, tökezlesen de yıkılmayacaksın, yıkılırsan kimse kaldırmaz seni düştüğün yerden. Çiğnenip gidersin çizmelerin altında...
Yıllar içinde çok düşündüm bu konuyu. Sahi bizde niye düello yoktu? Daha mı az cesurduk Ruslardan ya da Fransızlardan? Hiç zannetmiyorum. Cesaretin ırklarla, milletlerle alakası yoktu. En az öteki milletler kadar cesurduk biz de. Sadece fert olarak yeterince gelişmemiştik. Abdülhamit'ten ya da Osmanlı devrinden bahsetmiyorum, bu toprakların evveliyatı da böyleydi. Hep güçlü hükümdarlar, güçlü devletler... Öyle büyük bir baskı vardı ki insanların üzerinde, fert ortaya çıkamamıştı bir türlü. Kimse kendisi olamamış, hep bir lidere, bir öndere ihtiyaç duymuştu. Zannederim bu sebepten, sadece iki kişinin karşılıklı karar verdiği, teke tek yapılan düello bizde yaygınlaşmamıştı. Onun yerine bir güce dayanarak, düşman saydığımız kişileri yok etmeyi tercih etmiştik hep. Böylece linç, pusu ve jurnal en çok başvurduğumuz metodlar olmuştu...