Oğuzhan

Oğuzhan
@OguzTalib
Kalıcı İyilik
İyi hissetmekle iyi olmak arasında pek çok fark bulunmaktadır. İyi hissetmek, basit haliyle acı veren semptomların geçici olarak ortadan kaybolmasıdır. İyi olmak ise: ​Niçin depresif olduğunu anlamaktır. ​Niye ve nasıl iyileştiğini bilmektir. Bu bilme durumu, tekrar uygulayabileceğiniz ve istediğinizde tekrar devreye sokabileceğiniz, sizin için özel olarak hazırlanmış olan kendine yardım teknikleri yardımıyla sağlanabilir. ​Kendine güvenin ve benlik değerinin sağlanmasıdır. Kendine güven, kişisel ilişkilerinizde ve kariyerinizde başarılı olma alanında şansınız olduğu hissine dayanır. Benlik değeri ise, yaşamınızın herhangi bir noktasında başarılı olun veya olmayın azami düzeyde kendinizi sevebilmeyi ve eğlenebilmeyi yaşantılama kapasitesidir. ​Depresyonun uzun daha derindeki nedenlerine işaret edebilmektir. ​Bu kitabın 1., 2. ve 3. kısımları size ilk iki amacın başarılabilmesi konusunda yardımcı olacaktır. Bundan sonraki birkaç kısım ise size, üçüncü ve dördüncü amacın gerçekleştirilmesi konusunda yol gösterebilir.
Reklam
Öğrenilmiş Yenilgi
Birden çocukken sirke gittiği gün aklına geldi. Fillere ilk kez o gün bakmıştı. Üç tane fil vardı; her biri yaklaşık altı tonluk devasa canlılardı. Ama kaçmamaları için ayaklarına bağlanan şey, kalın zincirler değil, incecik birer halattı. Nava’nın aklı karışmıştı. Babasına dönüp sormuştu: “Bu hayvanlar neden ipleri koparmıyor?” Babası şöyle açıklamıştı: “Filler bebekken ayaklarına kalın demir zincirler bağlanır. Aylar boyunca ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar bu zincirleri kıramadıklarını görürler. Sonunda vazgeçerler.” “Peki ama bu ipler zincirlerden çok daha ince,” demişti Nava. “Şimdi koparabilirler.” Babası gülümsemişti: “Evet, koparabilirler. Ama eğiticiler, filler zincirleri kıramayacaklarını öğrenene kadar ip kullanmaz. Çünkü onları orada tutan şey ipler değil, zihinlerindeki koşullanmadır.” Aslında filleri bağlayan halatlar değil; kendi kafalarındaki zincirlerdir.
Sayfa 325·Kitabı okudu
Kelebek Etkisi(Sınırsız Olasılık)
Dökülen meyveler daha da fazla zarara yol açtı. Beyaz, dar, kısa bir üst giymiş olan kel bir adam elindeki frapuçinoyu istemeden parlak, sarı bir bluz giyen yaşlıca kadının üstüne döktü. Mor etekli esmer bir kadın da düşüp iki tırnağını kırdı. İri yarı bir inşaat işçisi, şık giyimli bir işadamının ayağına alet kutusunu düşürünce adamın Gucci marka ayakkabılarını berbat etmekle kalmayıp, bir de ayak başparmağını kırdı. Bir anda Caine bütün bu insanların gününü değiştirmişti. Kel adam gidip bir frapuçino daha alacaktı. Yaşlı kadın eve gidip üstünü değiştirmek zorunda kalacaktı. Esmer kadının yine manikür yaptırması gerekecekti. İnşaat işçisi, işadamının kendisine açacağı tazminat davasından kurtulmak için bir avukat tutmak zorunda kalacaktı; işadamı ise o günkü toplantıların hepsini kaçıracaktı, çünkü bir hastanenin acil servisinde birinin gelip de parmağına bakmasını bekleyecekti. Bu değişiklikler başka değişiklikleri de getirecekti. Caine bunları gözünde canlandırdı; sanki bir göle bir taş atmıştı ve genişleyen daireleri izliyordu. Tam olarak ne olduğunu bilmiyorsa da bir şeylerin yanlış olduğunun farkındaydı. Sonra birden farkına vardı: Aslında bunların hiçbirinin olmaması gerekiyordu. Kel adamın aslında spor yapmaya gidip, ilk başta arkadaşı sonra da sevgilisi olacak biriyle tanışması gerekiyordu. İnşaat işçisinin ikinci bir oğlu olmalıydı; ama tazminat davası açılınca strese girecek ve evliliği de bitecekti. İşadamının iki ay içinde ölmesi gerekiyordu, ama hastaneye gittiğinde doktor kalp ritmindeki bir bozukluğu tespit edecekti. Kalbinden rahatsızlanmasını önlemek için hemen bir ameliyata alacaklardı ve o da ölümcül bir kalp krizi geçirmeyecekti. Yaşlı kadının, metroya giderken, düşüp kalçasını kırması gerekiyordu, ama şimdi hiçbir şey olmayacaktı. Esmer kadın da
Sayfa 191 - A.p.r.l·Kitabı okudu
Eğer elektronların hareketinde bir amaç olduğunu kabul edersen, o zaman o amacı belirleyen veya öngören bir güç olduğunu da kabul etmek zorundasın. Anlamıyor musun? Eğer şimdiye kadar saptanmamış, daha ölçümü yapılmayan o güç varsa, o zaman ışık dalgası olmadan da bir elektronu gözlemlemenin bir yolu vardır.
Hayat ve Satrancın Analojisi
Satranç hayat gibidir David, demişti babası. Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazıları ise sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Reklam