Olabilmek-- doğruluklu olabilmek; çünkü kendiliğinden, dolaysız olarak verilmedi sana, sahici olmak-- tam tersi: hep sahtelikler sürüldü önüne; hep yanlışlar. Sen de, şu ya da bu ölçüde girerken onların içine, yanlışlar işlerken, sahteleşirken-- kendine maske seçerken--, hep, o, arkada, belirsiz duran sahici anlamı özleyip, çağırıp, bekleyip, durdun.
Oruç Aruoba