Zeynep Yaren, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Akıl gerçeği ararken,alışılmış biçimlerin dışına çıkarsa yolunu bulur.

Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe (Sayfa 105 - Can Yayınları)Kuyu ve Sarkaç, Edgar Allan Poe (Sayfa 105 - Can Yayınları)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Olasılıkların sonu yok. 'Bunu sevmiyorsun...' 'Şurada iyi vakit geçirmedin...' 'Şu yüzden rahatsız oldun...' 'Bunu gerçekten istemiyorsun...' İşte bu, akıl okumak!

Kendini İmha Etmenin Kolay Yolları, Bill Little (Sayfa 94)Kendini İmha Etmenin Kolay Yolları, Bill Little (Sayfa 94)

Rasyonalite ( akılcılık ),

Konuşma aracılığı ile ifade edilen akıldır.
Yani,
Konuşma, aklî olmaz ise hayvan seslerinden çok farklı değildir.
El- Mütekellim, konuşmak ilahi bir sıfattır.
Konuşmak, bir farkındalık oluşturur.
Gerçek kelâm, Allah’ ın konuşmasıdır.
Eğer insani olarak konuşmamızı en güçlü hale getirmek istiyor isek,
İlahi kelâmın nufuz edilebilir etkili olduğu yerden başlamak durumundayız ki,
Bu, Kur’an dan alınacak bilgiler ile elde edilecektir.
En üst bilgi VAHİY dir.
Diğer bilgi çeşitleri ( akıl-rasat-deney ),
ancak bu bilginin yani Kur’an ın ışığında gerçek bir mana kazanabilirler.

Hikmet bilgileri,

Akıl, yaşananı konuşur.
Din, yaşananı da konuşur, yaşanmayanı da yaşanacakları da.
Akıl için kitabın baş ve son sahifeleri yoktur.
Din için ise hayatın her aşamasına ait sahifeler dolu doludur.

Varlık bilgileri,

Yusuf İslam, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kara ile ilgili hazırlıklar ne kadar önemli ise, deniz ile ilgili işler ondan daha da önemlidir. Akıl ve anlayış, adalet ve ihsan yönünden sultanların en şereflisi, Haremeynin hizmetçisi ve Mısır’ın azizi (hakimi) olmaya hak kazanmış, merhum ve muzaffer, Sultan Selim Han, bir gün, rahmetli Kemal Paşazade'ye «tersaneyi üç yüz adet yapmak isterim. Ta Galata hisarından Kâğıthane'ye kadar olmalıdır» diye buyurmuşlar. «Niyetim Avrupa'yı fethetmektir» Merhum Sultan Selim'in ömrü kısa sürdüğünden kafasındaki planlar gerçekleşemedi.

Asafname, Lütfi Paşa (Sayfa 23)Asafname, Lütfi Paşa (Sayfa 23)
Yusuf İslam, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Padişahla veziriazam arasında sırları değil dışardan olanlar diğer vezirler bile bilmemelidir. Bir defasında, sultanların adalet, savaş ve cömertlikte en seçkini ve saltanat meydanının önde gelen aslanı, merhum Sultan Selim'in saltanatı zamanında maldefterdarı iken, akıl ve anlayışına güvenildiği ve itimat edildiği için padişahın himmetiyle, kendisine veziriazamlık verilen, merhum Pirî Paşa, gizli bir konuyu görüşmek için, ikindi vaktinde padişaha vardığında, o mübarek ve neşeli vakitte, padişah ile uzun bir vakit görüşmüştü. Vezirlerden Mesih Paşa, «Divan'da dün ne söyleştiniz?» diye sorduğu için, Pirî Paşa bu isteği reddedip, onun makamdan azlini
padişaha sunmuş, birçok aracıların ricasıyla bu vartadan Mesih Paşa güçlükle kurtulmuştur.

Asafname, Lütfi Paşa (Sayfa 13)Asafname, Lütfi Paşa (Sayfa 13)
Büşra, bir alıntı ekledi.
 11 saat önce

Filanca ya şu hedefin peşinde, falancayı başka bir hedefin peşinde gördüm insanları, birbirini tutmayan konularla büyülenmiş, her biri aşağılık ve tanımlanamaz olan tasarı ve Düşlerin sihrine kapılmış gördüm. israf edilen onca ateşliliğin nedenlerine akıl erdirmek için her durumu tek tek incelerken, her hareket ve her çabanın anlamsızlığını anladım.

Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 50 - undefined)Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 50 - undefined)
ÇİMEN DEMİR, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

İnsan yalnız başkalarına karşı değil, kendine karşı da akıl ermez olabilmeli. Kendimi inceliyorum; bundan yorulunca, zaman öldürmek için bir sigara yakıyorum ve düşünüyorum; Tanrı bilir, yaradanım benimle ne demek istedi, veyahut benden ne ortaya çıkaracak, diye düşünüyorum.

Ömründe bir kere de olsa sormamış bir insan var mıdır acaba kendine; ”neden varım, Tanrı bu dünyaya beni neden yolladı, amacım ne?”

İnsanın varoluşunu sorgulaması hayattaki gerçek acılardan biridir ve bunun cevabını bulmaya adayan kişiler acı çekmekten, kaygı duymaktan ve yalnızlıktan kurtulamazlar. SØren Kierkeegaard da bu insanlardan sadece biridir.
Hayat nasıl da boş ve anlamsız. Birini defnediyorsunuz; toprağa yolcu ediyorsunuz, üzerine üç kürek toprak atıyorsunuz; faytonla gidip, faytonla eve dönüyorsunuz; önünüzde uzun bir hayat var diye kendi kendinizi avutuyorsunuz. 7×10 yıl ne kadar uzun ki? Neden her şeyi bir kerede halletmiyorsunuz, niçin orada kalıp, birlikte mezara girmiyor, felaketin kime çarpacağına dair kura çekmiyorsunuz, bir evvel ölenin üzerine üç kürek toprak atacak son yaşayan kişi olmak için?
Ve elbette hepimizi bekleyen amansız son, ölüm! Belki de yeni bir başlangıçtır bizim beklediğimiz. Nasıl da mağrur yürüyoruz toprağın üzerinde öyle değil mi? Bir ölümlüyü gömen diğer ölümlüler olarak sizce de fazla boş ve fütursuz yaşamıyor muyuz yerküre üzerinde? Bu sorgulamayı yapan Kierkegaard için de boş ve anlamsız kalıyor hayat ve ömrümüzün ne kadar kısa olduğunu bir kez daha hatırlatıyor bizlere.

Aforizmalar, Soren KierkegaardAforizmalar, Soren Kierkegaard
Nisanur, Sana Gül Bahçesi Vadetmedim'i inceledi.
 12 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hepimiz içten içe ürkmüyor muyuz şizofren kelimesini duyunca bile ? O zaman ya bu hastalığı hiç bilmiyoruz çünkü insan en çok bilmediğinden korkar, ya da deneyimledik çünkü insan tecrübelerine güvenir.Oysa ürkecek ne varmış ki ? İnsan, aklı başka diyarlarda olanlardan değilde asıl burada, hayatın ta içinde olanlardan ürkmeliymiş..

Kitaptaki başlıca karakterlerimizin maalesef ki aklı başka diyarlarda.. İçerikte yalnızca sizofren bir kızın sağlığına kavuşma sürecini okumuyorsunuz. Onun hikayesine katkı veren diğer hastalarıda gözlemliyorsunuz. Kitapta her hasta sanki bir konu noktası gibi işleniyor.

Ve bana göre en önemli nokta.. Kendimde en çok sorguladığım şey.. Bu insanlarda iyileşiyor ve evet bir kanser hastasının, kanseri yendikten sonrası gibi, kontrollere gidiyor. Kanser sonrası kontrole giden biri için endişenirken, inşAllah hastalık yenilemez diye düşünürken aynısını akıl hastalığını atlatan biri için de diyoruz elbette ama nasıl ?Çekinerek mi çekinmeyerek mi? İyileştiğine ne derece inanarak ? Peki akıl hastalığını yenen birine karşı ne hissederiz ? Kanseri yenen birine karşılık olarak ne hissederiz ? Ya da kanseri yenen birine yeni yaşamında destek olduğumuz kadar umut aşıladığımız kadar, akıl hastalığını yenen birine de destek oluyor muyuz ? Hemen kabullenip hayatımıza alıyor muyuz ? Ben daha duymadım destek için akıl hastanesine giden bir ünlü.. Yani demek istediğim, onlarında morale ihtiyacı var. Ki unutmayın akıl hastalığının yaşı yok.. Bu kitapta olduğu gibi ortaokul lise çağlarında, sağlıklı diye tağbir ettiğimiz kişiler yüzünden incinen ruhlarını başka diyarlara unutmaya, bir hayali düşlemeye gönderenler var. VARMIŞ YANİ ! Bende yenilerde öğrendim. Buyrun okuyun siz de öğrenin..

Elbette kitap, bu sorular üzerine sayfalarını tüketmiyor. Bunlar kitabın bende oluşturduğu sorgular belkide ön yargılarım. Sizde okursanız ki okuyun eminim buz dağının eriyen başka yerlerini hissedeceksiniz zihninizde.

Her hastalıkta olduğu gibi, bu hastalıkta da aile faktörüne değinilmiş. Gerçekten şu yaşıma değin sormamıştım bunu kendime.. Akıl sağlığında sorunlar yaşayan bir abim ablam olsaydı hayatım nasıl olurdu ? Yazar da bu soruyu sormuş ama benim nazarımda bu soru tatmin edici şekilde cevap bulmamış.

Akıcı bir kitaptı vesselam, dolu dolu.. Sorgulatan durum tanımlamaları..Hep bir hareket hep bir ne olacak sorusu.. Sonuç olarak okumanızı salık veririm.

Gelelim kitabın bende bıraktığı cümleye..

Bazılarımızın yakan fikirleri(Hitler) var ki, bazılarının ruhlarını soğutuyor..

-Yusuf-, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

Aşka gönül ile düşersen yanarsın. Zekâ ile düşersen kavrulursun. Akıl ile düşersen çıldırırsın. Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma, bir yol seç.

Kırılmadık Bir Şey Kalmadı, Özdemir AsafKırılmadık Bir Şey Kalmadı, Özdemir Asaf