Merhabalar.. Az önce Profilinde Mustafa Kemal Atatürk olduğunun farkına varmadan bir hanımefendiyi takibe almıştım, ayrıca olması da beni alakadar eden bir husus değil. Kadın bana sırf bir takip gerekçesi ile saydırmaya başladı, çok şaşırdım açıkçası. Benzer birkaç mesele daha olmuştu. “Kadın” diyorum ya, evet! Kadınlar... Bunu bu zamana kadar sadece kadınlar yaptı, ve bu beni gerçekten çok üzüyor. ​Sosyal medyadaki bu aşırı hassasiyet, insanların muhakeme yeteneğini köreltmiş durumda galiba. Alt tarafı bir takipleşme isteğinden ideolojik bir duruş, gizli bir alt metin ya da bir manifesto çıkarmak gerçekten akıl kârı değil. İnsanların dijital profillerini kutsal bir cephe gibi korumaya çalışıp, ufacık bir etkileşimde hemen “savunma ve saldırı” moduna geçmesi tam bir modern zaman histerisi. ​İşin ironik tarafı, bu fevri ve peşin hükümlü tavrın hep aynı taraftan gelmesi de durumun tesadüf olmadığını gösteriyor. Sormadan, anlamadan, direkt niyet okuyarak saldırgan bir üslup benimsemek sadece iletişim kalitesizliğini değil, derin bir özgüvensizliği de ele veriyor. Karşısındakini tanımadan infaz etmeye bu kadar hevesli, her şeyde bir art niyet arayan bu profil yorucu olmaktan öteye gidemez. En güzeli, bu tarz vizyonsuz çıkışları hiç ciddiye almayıp kendi sığ sularında bırakmak. Selâmetle kalın..
İlkokul çocuğuna anket ödevi ve biraz da sistemin gerçekleri
Bugün bizimkiler dışarıya dağılırken ilkokula giden kuzenim kapıyı çalmış "Merhaba, benim ödevim var. Anket yapmam lazım, bir şeyler yapacağım. O yüzden buradan -listeyi gösteriyor- en sevdiğin yemeği seçer misin?" dedi. Listeye bakarken "Nasıl bir şey yapacaksın, yoksa seçtiğimi mii?" deyip onunla uğraşırken "Öyle değil, sadece çoğunluğu bulmak için." dediğinde güldüm. "Hmm, şimdi burada patates var kızartma mı yoksa haşlama mı ya da sarma etli mi yoksa zeytinyağlı mı?" diye biraz sıkıştırıp tepkisine bakarken "Kızartma da haşlama da patates, onların da ikisi sarma. O yüzden isteğine göre seçebilirsin." deyip rolümü çalarken "Ben tost diyorum. İçinde malzemesini bilmediğim için önüme ne geleceği belli değil ama neredeyse her çeşidini severim." deyip birlikte gülerken "Seçim yaparsan açık ve net olsun tamam mı, değilse seçme. Ben sen sordun diye seçtim birini. Yoksa o kadar yüzeyde kalmış bir şeyi seçmem." deyip ona tatlı bir bakış atarken "Haklısın, onlar öğrencilere öğretecek kadar bile bilmiyor. Nasıl kitap çıkarıyorlarsa?" demişti. Her çocuk gibi o da ödev yapmaktan fırsat bulunca yakınıp bir şekilde laf sokacak. Çünkü arada benle takılıyor: Önüne eğitim diye konulanı da sorgulayacak. Artısını ve eksisini ölçecek. Nasıl bir sistem içinde olduğunu anlayacak vs. Onlar ilkokul için yüzeyde tutup alıştırma yapıyor ama kim her çocuğun aklının gittiği sınıfa uygun olduğunun garantisini verebilir? Ve sana getirdiğine tabi ki bir şeyler katıp sonraki seviyelere hazırlamalısın. Armut piş ağzıma düş yok: O armut hangi toprakta yetişmişti, şekli nasıldı, rengi nasıldı, tadı, dokusu, kokusu, sana gelene kadar hangi yollardan geçti, nasıl gübrelendi, nasıl ilaçlandı vs. "Doğru" ona, algı olarak değil, gerçek ve değişmez olarak işlenmeli ki kuzu kürkü giymiş kurtlara kanmasın:
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir ülkede akıl ve adaletten çok baskı ve korku varsa, o ülkede insan değil, gölgeler yaşar." — George Orwell, 1984
Bazen doğrunun ne olduğunu idrak etmekte güçlük çekiyorum. Doğruyu doğru olduğu için mi kabul ediyorum ya da doğru olduğunu düşündüğüm için mi doğru olmasını istiyorum? Şayet sadece doğru olduğunu düşündüğüm için yapıyorsam eğer ya benim doğru sandığım aslında doğru değilse, sadece kendimi tatmin etmek için oluşturduğum bir olguysa? İnsan içten karşılık beklemeden yaptığı bir iyiliği yapınca bile bu kadar büyük bir çelişki ve belirsizlik içinde olmamalı. Yapılan iyilikte yanlış anlaşılma kaygısı taşımak iyiliği farklı bir boyuta taşıyor. Doğru, içinde eğriyi taşımadan doğruysa eğriyi nasıl olur da tamamen doğrudan ayırabiliriz? Eğri eğri olduğu için eğri değildir. Eğri, doğruyu yansıtmadığı için eğri sıfatında konumlandırılır. Oysa bu durum kaosun düzenden tamamen ayrı olduğunu söylemek kadar saçmadır. Her düzende bir kaos, her kaosta ister istemez bir düzen oluşur. Eğride de doğruda da durum böyle işler. Eğri olmak için doğru, doğru olmak için eğri bilgisi gerek. Aynı şekilde iyiliğin iyi olduğu için yapmamız gerektiğini söyleyenlere ne demeli? İyilik iyi olduğu için yapılmaz, öyle olursa bu yapılması gerekilen bir görev olarak görülür oysa iyilik tamamen içten vicdani bir amaçla yapılınca iyi oluyor. Kötü insanların açısından olayı düşündüğümüzde acaba gerçekten kötülük yapmak istedikleri için mi bu yola başvuruyorlar, yoksa buna itildikleri için mi kötülüğe yöneliyorlar? Kötülüğü geniş bir bakış açısıyla, belli bir prensiple anlatmaya çalışmak zor duruyor. Bu yüzden önce ilk defa kötülük yapan birini düşünelim, böyle bir insan gerçekten kötülük yapmak istediği için mi kötülük yapar? Hayır aksine bilmediği ve toplum tarafından da hor görülen normları neden çiğnesin ki? Demek ki insan önce suça maruz bırakılıyor. Fakat bu yine de bireysel sorumluluklarımızı ve
Duygu ve Düşünce
Hayatımın en kötü kazasını atlattım
Akıl çok mühim evet ama kötü insancıkların şeytanlaşan o insancıkların olduğu bu asırda bu devirde zıvanadan çıkabiliyor. Ve başkasının hatası ölümümüze yol açabiliyor.
Ülkede herkes cinnet geçirmiş durumda. En ufak bir tartışmanın bedelini canınla ödüyorsun resmen. Herkes birilerini vuruyor, asıyor, kesiyor… Öldürüyor… İnsan canının o kadar ucuz olduğu bir dönemden geçiyoruz ki, ben daha önce böyle bir dönem görmedim. İnsan izlerken, okurken nefesi yoruluyor… Herkes çok sinirli. Herkes çok mutsuz. Herkes sanki kaybedecek bir şeyi yokmuş gibi pimi çekilmiş bomba gibi dışarda. Sana fiziken zarar vermeyi göze alamayan da diliyle yapıyor bunu. Patavatsızlığıyla, hakaretiyle, hasetliğiyle, bakışlarıyla Karamsar bir tablo çizmek değil niyetim. Ama görünen köy klavuz istemiyor. Eve hiçbir zarar görmeden gelmek gerçekten büyük nimet. Kazanan sensin. Allah cidden bize akıl fikir, sakinlik versin.