"Yalnızca sınırlardan arınmış bir akıl dünyanın kaotik güzelliğini algılayabilir. Bu, bizim en yüce varlığımızdır."
"Ama kaos değer verilmesi gereken bir şey mi ki? Düzensizlik bir meziyet mi?" diye sordu Maria."..."
"Düzensizlik ve kaos bize zorluklar yaşatır, evet," dedi, "ancak sıkı düzene kıyasla özgürlük çok daha büyük bir ödüldür. Tapınakçıların istediği düzen ve barış ortamı köleliği ve mahkûmluğu gerektiriyor."
"New York'ta mehtap bile bir akıl hastasına benzer. Central Park'ta ne zaman mehtabı görsem aklıma Shelley'nin Solan Ay adlı şiiri geliyor" diye yazdı özel notlarına. Ne yazık ki buradaki çevresinde sanat ve edebiyat üstüne konuşabileceği hiç kimse yoktu. Bırakalım Rimbaud'yu, Gauguin'den, D.H. Lawrence'tan, Oscar Wilde'dan, Edgar Poe'dan bile habersizdiler. Erkekler ruhsuz, kadınlar manasızdı. Yalnız melezlerle zenciler, sütun gibi bacakları, abanoz tenleriyle vahşi orkideleri andırıyorlardı.
"İnsanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur. Hatta bana zaman zaman bunun tam tersi olmalı gibi gelir. Çok zeki birini ele al, hemen hiçbir zaman iyi biri olmadığını görürsün. "
Meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım;
Kalbim hakikat diye bir ihtimale tapmış.
Ne manasız şeylere meğer bel bağlamışım;
Meğer benim peşinde koştuklarım serapmış...