Düşünün; bir bar tezgahının çevresine dizilip oturmuşlar, sırtlarında o lanet damalı yelekleri, tiyatro oyunlarını, kitapları ve kadınları, o yorgun, kasıntı sesleriyle eleştiriyorlar. Bitiyorum bu heriflere.
Oraya gittiğimde vakit daha erkendi, ben de lobide saatin yanındaki deri kanepelerden birine oturup kızları seyrettim. Bir sürü okul çoktan tatile girmiş, millet evine gelmişti, yaklaşık bir milyon kız oturarak veya ayakta, buluşacakları oğlanların gelmesini bekliyorlardı. Bacak bacak üstüne atmış kızlar, bacak bacak üstüne atmamış kızlar, rezalet bacaklı kızlar, bir tanısanız ne orospu olduğunu bileceğiniz kızlar. Gerçekten güzel manzaraydı beni anlıyorsanız eğer. Bir bakıma, biraz da moral bozucuydu, çünkü durmadan hepsinin başına ne rezillikler gelecek diye merakla düşünüyordunuz.
Bazı şeyler olduğu gibi kalmalı. Elinizde olsa da, onları büyük cam vitrinlere koyup oldukları gibi kalmalarını sağlayabilseniz. Biliyorum, olanaksız bir şey bu, ama yine de pek fena olmazdı.