Semiha Kartal

@Okryazar·
·
sabitlendi
Bazı durumlarda sadece bilmeyenler yaşamayı beceriyor. Hayatta kalmakla yaşamayı becermek aynı şey değil.
Sayfa 82
Reklam
"Ne hissedilmesi gerekiyorsa onu hissediyorum. Koca bir hiç­lik . . . Ne eksik ne fazla. Böylece yavaş yavaş deliriyorum. De­lirdikçe boş veriyorum. Boş verdikçe hafifliyorum. Zerre zerre azalıyorum. Böyle giderse yok olacağım. Her canlı gibi. Bu se­beple endişelenmek beyhude. Yani çok hissetsen de ölüyorsun hiç hissetmesen de. İyisi mi sorgulamadan yaşayıp gitmek . .
Sayfa 155
7/10
·274 syf.·
2026 38. kitabı
Absürt, trajik ve büyülü gerçekçi bir varoluş hikayesine hos geldiniz. Roman, ailesinden ve toplumsal bağlarından kaçarak Uzunharmanlar’da bir eve taşınan Musa’nın yalnızlığını, yabancılaşmasını ve anlam arayışını merkezine almış. Yeni evindeki gariplikleri kayıtsızca geçiştiren Musa, kısa süre sonra evde bir hayalet olduğunu keşfediyor. Bu durumu garipsemek yerine onunla dost olur; birlikte okur, içer ve yaşam üzerine felsefi sohbetler yaparlar. Bu durum edebi açıdan derin bir ironi barındırır; Musa, yaşayanların dünyasında bulamadığı samimiyeti ve entelektüel derinliği bir ölüde bulmuştur. ​Romanın sarsıcı kırılma noktası, yalnızca evdeki misafirin değil, tüm mahallelinin birer hayalet olduğunu anladığım yerdir. Sığındığı bu dünyanın aslında ölülerin kurduğu onu dünyaya geri yollamaya çalıştıkları bir alem olduğunu fark eden Musa, derin bir absürtlük ve geri donup orada kalma kargaşası icinde kalır. Çevresindeki bu "varlığın" ortasında bu dünyaya neden geldiğini ve amacını bir türlü anlamlandıramaz. Bu ağır varoluşsal kriz ve köksüzlük hissi, karakteri kaçınılmaz bir intihar girişimine sürükler. Sonuç olarak yazar, trajik ile mizahi olanı harmanlayarak modern insanın dünyaya fırlatılmışlığını ve evrensel yalnızlığını Musa'nın çarpıcı trajedisi üzerinden başarıyla sorgular.
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20162,300 okunma