Merhaba,
Bugün Byung-Chul Han’ın “Şeffaflık Toplumu” kitabını ele alacağım.
Kitabın orijinal dili Almanca; ancak Han’ın Korece baskıya yazdığı önsöz, aslında eserin temel mesajını bütünüyle özetliyor diyebilirim. Bu yüzden, yazımda önsözden başlayarak altını çizdiğim bölümler üzerinden ilerleyeceğim. Baştan belirtmek isterim ki bu yazı biraz uzun olacaktır.
Öncelikle kitabın derdi; şeffaflığın dogmalığıdır. Şeffaflık ve dogmalık mı? Evet, normal şartlarda şeffaflığın bizlere güven verdiği konusunda hemfikiriz. Ancak Han, şeffaflığın günümüzde güven değil kontrol yarattığını savunmaktadır. Bu da demektir ki şeffaflık, Bentham’ın panoptikonun güzellenmiş versiyonudur. Bilgi/Bilişim çağı olarak adlandırdığımız günümüzde enformasyona erişimde ve iletişimdeki kolaylık, sınırsız özgürlük yanılsaması yaratmış olsa da asıl olan sürekli kontrol ve gözetim ile gelen bireysel ve toplumsal sömürüdür. Ben burada naçizane şunu da eklemek istiyorum, biraz ağır gelebilir belki ama iletişim de aslında günümüzde iletimden ibaret, ne yazık ki.
İlk bölüm olan “Olumluluk Toplumu”nda; şeffaflık toplumunda en önemli olumluluğun aynılık olduğu ileri sürülür. Buradaki olumsuzluk ötekiliktir. Kimse öteki olmamalı, kimse farklı düşünmemeli, kimse farklı davranmamalı ve herkes aynı olmalıdır. Yalancı “biz”ler, uçurumlu yakınlıklar, ölü ilişkiler, eksik varlıklar... Şeffaflık toplumunda bir diğer olumluluk, enformasyon bolluğudur. Lakin bu bolluk hakikat eksikliğiyle dolu bir yığından ibarettir. Çalışmalar enformasyon bolluğunun daha iyi kararlar verilmesine yol açmadığını hatta üst düzey yargı yetimizi körelttiğini göstermektedir. Olumluluk toplumunda boşluk, en çekilmez olumsuzluklardandır. Halbuki düşünmek için boşluk gerekmektedir, ilham için bazen sıkılmak... Sıkılan ruh oyalanmak için
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,334 okunma