Sena ökten

Sena ökten
@Okteeen
16 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Ben hep o bulanık suyun içindeydim. Dibi göremiyordum. Bulanık bir suyun içinde yüzmüşüm ömür boyu. Doğduğumdan beri bozuk görüyormuşum her şeyi, yanlış duyuyormuşum.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
“Bilmem ben, güvenmek diye bir şey bilmem. Evet sen bana karışmıyorsun, ama ben senin yanında hep özen gösteriyorum, senin gibi önüme çıkan karıya (erkeğe) gözümü süzüp iltifatlar yağdırmıyorum, senin gibi karşı masalardaki kadınlara (erkeklere) bakıp durmuyorum, gözüm başka bir erkeğin gözüne takılacak diye ödüm patlıyor, senin gururun incinmesin diye... Avrupalara gidip gidip soluğu masaj salonlarında almıyorum, yurtdışma gidince sinemalara, konserlere gitmek için uğraşmıyorum, mart kedileri gibi kadın peşinde, seks şovlarda koşmuyorum... Bu hallerde olduğunuzu duyuyorum, duydukça, onurum kırılıyor... Kızışmış hayvanlar gibi, beş dakikalığına, bir saatliğine, değişik bir ülkede, değişik bir kadının tadını alalım diye koşuşturmanız benim kadınlık onurumu kırıyor. Evet, size güvenmiyorum, evet benden önce düzdüğün ve her yapışında bir tane daha çentik atıp göğsünü kabarttığın o bayağı karıları gördükçe kendimden utanıyorum, midem bulanıyor...”
“Öğrettin mi anne?” diye bağırdım. "Tek bir şey, gebelikten korunmayı bile öğrettin mi? Evde cin diyemezdik, cinselliği anımsatır diye... Yasakladınız da yapmadık mı sanki... Babam evdeyken arka balkondan eve sevgililerimizi almadık mı? Gece dışarı göndermediniz de gündüz sevişmedik mi sanki. Kız arkadaşlarımızın kapısına bıraktınız, kapısından aldınız, kaçıp kaçıp da flörtlerimizle buluşmadık mı sanki... Öğretmediniz de ne oldu, ha, ne oldu? Kardeşimle ben mutluluktan göklerde mi uçuyoruz şimdi... Çektiğimiz her tür acının içinde sizin de payınız var... Gözyaşlarımızın her damlası sizin yüzünüzden akıyor...
ilk kitabı çıkan, genç bir kadın hakkında konuşuyorlar... Kadının ne gerzekliği kalıyor, ne yeteneksizliği ve de sonunda orospuluğu. Bütün ünlüleri, bütün yayınevlerini ve de bü- tün okurları sıradan geçiriyorlar sarhoş ağızlarıyla.. Ben bu palabıyık adamın köy romanlarını ne severdim. Onlar böyle olmamalıydı, onlar başka olmalıydı, onlar sarhoş olmamalı, küfür etmemeli, kadınlara aşılmamalı, onlar meslektaşlarını çekiştirmemeliydi...
Neden önlem almadım, neden dikkat etmedin pis herif, az kalsın bir de bu çocuğu doğuracaktım, doğurup da iyice esi­rin olacaktım. Yaşamın esiri olacaktım, bu piçin esiri olacaktım. Aldırmamalıyım ha anneciğim, bir kadının en kutsal görevi annelik ha anneciğim. Senin gibi iki çocukla, seni aldatan kocayla,bırakıp gidemeden, evinin duvarlarına yapışmış, balık gözlerinle kalmak mı annelik? Siz olmasaydınız, ben bu hayatı mı yaşardım, sizin yüzünüzden boşanamadım demek mi kutsal annelik? Bu bok dünyaya, ne olacağı belli olmayan bir yaratık peydahlayıp, durmadan onu suçlamak mı annelik? Evin dört duvarı arasına kapanıp, yemeyip yedirip, giymeyip giydirip, durmadan üzülüp, mutsuz olup, korkular, acılar içinde yaşamak mı annelik? Sen neredesin ha anneciğim, sen kimsin? Ne yaptın şimdiye dek kendin için. Umutların hani? Var mıydı ki?