Kendincebibloggirl

Gerçek ya da kurgu, bütün hayat aşk denen yalan çevresinde dönüyordu sanki. Üstelik tecrübe gösteriyordu ki, bu zıkkım, mutluluktan ziyade bir felaket müjdecisiydi. Peki neden herkes onun peşindeydi? Ya da öyle miydi hakikaten?
Reklam
"Suat Amca?" "Suat Amca ya. Çarpıyosun da niye özür dilemiyosun it?" "Kusura bakma Suat Amca ya. Bizimkileri kaybettim de bulamıyorum. Senin ne işin var burda?" "Mısır Çarşısı'na geldim, hurma neyim almaya. Malum önümüz Ramazan." "Suat Amca daha 8 ay var Ramazan'a." "Önümüz işte. Ramazan yaklaştıkça çakıyolar zammı Mecnun. Uyutuyolar bu milleti uyutuyolar." "Anladım Suat Amca."
"İnsanlık bitmiş bitmiş. Üstüne çıkacak gibi yürüyo herif de çarptıktan sonra bırak özrü dönüp yüzüne bile bakmıyo. Herkesin aklı bi' karış havada. Gözlerini alamıyolar ki o telefonlarından. Telefonlar akıllandıkça insanlar alıklaştı."
Eee sen ne okuyosun peki?" "Arkeoloji." "Sebep?" "Nası sebep?" "Maaşı mı iyi? Gelecek mühendislikte diyolar ama puanın mı yetmedi senin mühendisliğe?" "Bazı işler parası için yapılmaz ki. Sen hiç şu ayak bastığın toprağın altındaki tarihi merak etmiyo musun?" "Şimdi öncelikle belirtmek isterim ki ayak bastığım yer toprak değil, asfalt. Belediye her yaz asfalt döküyo, kışın da şişip patlıyo. Sonra yazın bi' daha döküyo, kışın yine patlıyo, sonra bi' daha dökü..."
"Aşk olsun ama ya. Ben öyle bi' insan mıyım?" "Değilsin tabii abi de, arabanın deposundan benzin hortumluyosun şu an cuk cuk diye. " "N'apsaydı banka mı hortumlasaydı? Benzinin litresi kaç lira oldu senin haberin var mı?"
Reklam