Bir tatlı,büyülü, yumuşacık, sıcacık bir düş içinde yüzüyor; ağır, kokulu , ılık bir şeyler sevgiye,şefkate,merhamete,dostluğa benzer bir şeyler damarlarında hızla dolaşıyor , kanı çektiği acılardan temizleniyor, rahatlıyordu.
Bu dünya böyledir diyordu. Sular hendeğine dolar. İnsanlar doğar ölür, gün doğar batar. Ağaçlar büyür çürür. Sular akar, bulut ağar. Ağayı öldürürsün, ağa gelir yerine. Bir daha öldürürsün, bir daha gelir.
Koca Süleyman, o köy bulunmaz, diyordu içinden. Ben yetmiş yıldır o köyü arıyorum. O köydeki o adamı da... Bu dünyada o köy yok yavrum. Ara bakalım. Bir de sen ara. Dünya kurulduğundan bu yana herkes o köyü, o köydeki adamı arıyor.
Burada Ali Safa var da gittikleri yerde Ali Safa yok mu? Her taşın altında bir Ali Safa var, Osman Ağa. Köylü bu Ali Safalara direnir ya da kul olur gider. Allah kulu kul yaratmış, kulu kimseye kul yaratmamış. (2)
Bir insan ne kadar yürekliyse o kadar korkaktır ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan ancak seksenine gelince anlar. (2)