Fillerin çağıydı bu çağ. Yeryüzünü baskıları altina alacaklar, tekmil yeryüzünü, karınca, kuş, ağaç, börtü böcek, çiçek, insan sömüreceklerdi. Bunun için de önce beyinleri , duyguları, toprağı, suyu, bedenleri yozlaştıracaklardı. Filler sultanı çok akıllı gidiyordu, iyi düşünüyordu. Önce karıncaları on beş, yirmi, kırk, bin parçaya bölmeli sonra da her bölüğü ötekine can düşmanı etmeliydi. Bölünmüş karıncalar hiçbir zaman hiçbir güç olamazlar, sonuna kadar tutsak kalırlardı
Zaten bütün yaratıklar görselerdi,duysalardı savaşı,bütün yaratıklar duyabilselerdi savaş çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de... Savaşın kötülüğü saklanan bir şeydir de, yaratıklar onun için kabul edebiliyorlar savaşı.
Aldırma,üzülme, insan olanın başına akla gelmedik iyilik de gelir kötülük de... İnsan olanın başına her türlü alçaklık da gelir yiğitlik de. İnsan insandan her şeyi beklemeli.