John Steinbeck en sevdiğim yazarlardan biridir. Yedi kitabını okudum bu zamana kadar ama beni en çok etkileyen kitabı hala değişmedi. Bu kitabın konusu ise tamamen farklı geldi bana.
Kitap Joseph Wayne isminin etrafında dönüyor. Joseph babasınınında iznini alarak daha geniş bir yere yerleşmek için yola çıkar ve Nuestra Senora vadisinde büyük bir çiftlik kurar. Bu çiftlikte mutlu olacağını yeni bir yaşam kurup toprağına toprak katmayı düşünür ancak çok geçmeden babasının ölüm haberini alır. Ardından kardeşlerinin de yanına yerleşmesini ister ve olay örgüsü bundan sonra başlar. Babasın ölümünün ardından yeni yerleştiği yerdeki meşe ağacı ile garip bir ilişki içine giren joseph babasının ruhunun bu meşe ağacında vücut bulduğunu düşünmeye başlar. Bu düşünce meşe ağacı ile başlıyor ancak ilerleyen zamanlarda doğaya, toprağa hatta bir kayaya kadar tapmaya varan bir düşünceye dönüşüyor.Joseph için toprak sadece bir mülk değil, canlı bir organizmadır. O, kendisini toprağın efendisi değil, onun bir parçası, hatta yaşam gücü olarak görür. Öyle ki kuraklık onun için sadece doğanın bir olayı değil, tanrısal bir ceza veya döngünün parçası olarak düşünür. Joseph, kuraklığı durdurmak için her şeyini feda etmeye hazırdır. Karısı Elizabeth’in ölümü, toprağın artık "hayat vermeyi kestiğinin" ve kurban istediğinin ilk işaretidir. Kuraklık her şeyi bitirdiğinde, Joseph vadinin kalbi saydığı kayanın üzerine çıkar. Tüm hayvanlar ölmüş, kardeşleri gitmiştir. Geriye sadece kendisi ve susuz toprak kalmıştır. Joseph, toprağın uyanması için bir "can" gerektiğini anlar. Kendi bileklerini keser ve kanının kayanın çatlaklarından toprağa süzülüşünü izler. Ve tam o esnada yağmur yağmaya başlar. Bu da Josephın düşüncesinde ne kadar doğru olduğunu gösterir. Sevdiğim bir yazar olduğu için konu