Yedi güzel adamdan biri olan Rasim Özdenören bu kitap içerisinde iki farklı hikâyeye yer vermiş. Bu kitap Rasim Özdenören'in roman tarzında kaleme aldığı ilk ve tek eseridir.
Eserde iki farklı hikâyeden birincisi Gül Yetiştiren Adam’ın hikâyesi. Bu hikâye hayatı boyunca yaşadığı zor süreçlerin üzüntüsünden dünyaya ve insanlara karşı sessiz kalarak küçük bir taşra kentinde elli yıl boyunca evine kapanıp, sadece ibadetle meşgul olan, çeşit çeşit renkte ve kokuda güller yetiştiren adamın hikâyesini anlatılıyor.
Gül yetıştiren adamın hayata karşı bu tutumu (insanlara ve dünyaya karşı protesto etme şekli) beni çok etkiledi. Tam bu konuda kitaptan sevdiğim bir kısmı alıntılayacağım:
"Peygamberimiz güzel kokuyu sevdiğinden gül yetiştiriyordu. Kitap okuyor, düşünüyor, Yaradan’ını anıyor… Kendi hayatını sürdüren bir derviştir o, kimseye kendisi gibi yaşamasını öğütlemez ama kimseyi de kendi hayatına karıştırmaz."(Sayfa 18)
Gül Yetiştiren Adam, her ne kadar iç çatışmalar yaşasa da dünyaya ve insanlara karşı çıkışı yine de insanların hoş karşılayacağı şekilde kendisini gerçekleştiriyor. Şu ana kadar okuduğum kitaplarda karşılaştığım en güzel karakter diyebilirim. Benim için Gül Yetiştiren Adam kendi özünü yitirerek kaybolmayan bir karakter. Kendi bunalımından yetiştirdiği güllerle doğruluyor.
Diğer hikâyede ise modern yaşantının temsilcileri , Sitare, Çarli, Zelda, Tansel’den oluşan grubun çarpık ilişkileri anlatılıyor.
En kısa özetiyle kitap:
Doğu ve batı ikileminde kalan insanın hayat mücadelesini, çevresiyle yaşadığı çatışmaları, hayata bakış açılarını anlatıyor.
Mutlaka okuyun!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Taş devri gibi, tunç devri gibi, insanların bir de gül devri geçirdiklerini düşünüyorum. Nasılsa o devirden kalma birtakım adamlar yaşıyor yeryüzünde..
Hiçbir şey boşlukta sallanmamaktadır, saçmalık bile kendine bir dayanak noktası araştırmaktadır, her şey, bütün nesneler yaratılışlarındaki amaca doğru yürüyüp gitmektedirler: kara gecede, kara taşın üstündeki kara karıncanın kıpırtısı bile denetim altındayken som bilinç olan insanın - elbette insan'ın - kendini denetimden uzak sayması mümkün müydü?